Bodrumspor Yelken Kulübü bu yıl bir atılım yaparak, kulüp bünyesinde rüzgar sörfü kategorisini oluşturdu.
Branşın mutfağında olan rüzgar sörfü antrenörü Kağan Urul’la yaptığım röportajda; rüzgar sörfünün doğasını, gelişimini ve Bodrumspor’un hedeflerinin neresinde olduğunu konuştuk.
Sportre Dergisi’nin Eylül sayısı röportajları arasında yer alan Kağan Hoca, uzun uzun sebep-sonuç bağlantılarıyla anlattı rüzgar sörfünü…
Röportaj: Tuna Altunkaya
Optimist ülkemizde çok yaygın, çocuklar neden rüzgâr sörfünü tercih etmeli?
Türkiye Yelken Federasyonu 1957’de kuruluyor öncesinde İstanbul Yelken var. Optimistin ülkemizde çok oturmuş disipline bir kültürü var, 7 yaşında başlanan su sporları arasında çok uzun süre tek oldu. Bu oturmuş köklü geçmişi birçok avantajı yanında getiriyor elbette ama bir tane etkisi var ki göz ardı edilemeyecek bir dezavantaj getiriyor; bu kategori çok kalabalık.
Optimiste başlayıp öğrenen çocuklar yarışlara girmeye başladığında 1300-1400 tekneyle yarışıp mücadele etmek zorunda. Bizler gibi eğitim alıp yarışmakla kalmayıp bunu profesyonelce yapmak istediklerinde ise yine yüzlerde eğitmenle rekabet etmek zorundalar. Hem sporcu olarak hem de antrenör olarak kalabalık alternatifinizin bol olduğu bir alana girmek zorundasınız.
Rüzgâr sörfü yıldızınızı parlatmak, sıyrılmak ulusal anlamda tanınırlık elde etmek adına sayıca sakinliği sayesinde daha avantajlı. Ama en önemli fark çocuğun nasıl bir yapıya, karaktere sahip olduğu belirliyor sanıyorum. Rüzgâr sörfü çok hareketli bir kategori. Rüzgâr sörfünün başlangıç kategorisinde bir an bile yerinde durmuyorsunuz diğer kategorilerde ise uçuyorsunuz. Ben antrenörlüğümün yanı sıra bir triatlon sporcusuyum, çocukken de çok hareketli yerinde duramayan çocuklardandım keşke su sporlarına başladığımda rüzgâr sörfü alternatifim olsaydı tam bana göre olurdu. Veliler ve çocuklar bu iki kategori arasında seçim yapmak için kaldıklarında durağan ve hareketli iki bariz fark arasında düşünmelerini öneriyorum.
İki kategori arasındaki farkı bize biraz daha açar mısınız optimist ve rüzgâr sörfünün benzerlikleri ve farklılıkları nelerdir?
En belirgin fark; sürat…
Erken yaşta başlanabilen su sporlarının içinde her iki sporda. İkisi de rüzgârı kullanıyor, ikisinde de yelken ve kontrolü var bunlar benzerlikleri farkı ise; hızları. Optimistte 6 yaşında sporcu haftanın belirli günlerinde programına bağlı kalarak antrenman yapabiliyor. Bizde 8 yaş grup derslerinde alt sınıf, bireysel olarak 9 yaşı tercih ediyoruz. Rüzgâr sörfündeki süratle baş edebilmeleri için fiziksel olarak güçlenmeleri önemli. Ben sporcularımı muhakkak Techno sınıfıyla başlatıyorum ama aslında rüzgar sörfünün diğer sınıflarında da başlamak mümkün. Öyle bir süratten bahsediyoruz ki Techno sınıfında bile an an board denizle bağını koparıp havalanabiliyor. Diğer sınıfların özelliği zaten uçuyor olmaları, sürat derken ciddiyiz yani. Fiziksel olarak bu hızla baş etmeye hazır olmaları gerekiyor.
Techno sınıfının özellikleri nelerdir?
Techno 293 sınıfı aynı bordun üzerine 3 ayrı yelken takarak yaş farklarının ve faktörlerin değişebildiği bir sınıf. Bu veliler için oldukça ekonomik bir seçenek sunuyor su sporlarının ekipmanları oldukça pahalı malzemeler yıpranıp eskiyorlar ama daha kritiği sporcunun yaşı ilerledikçe bir üst kategori için tüm ekipmanınızı baştan sona yenilemeniz gerekiyor. Bu da velileri maddi anlamda oldukça zorluyor. Techno 293 yaş ilerledikçe sadece yelken değişimiyle devam edilebildiğinden veliler tarafından çok seviliyor.
Sporcular içinse yeni bir dril öğrenmeden ilerlenebildiği için sevilen ve tercih edilen bir sınıf. Bu sayede çocuklar 8 yaşında başladıklarından bıraktıkları güne kadar fazlasıyla tecrübeli hale geliyorlar. Hem teknik anlamda hem de parkurlar anlamında çocukların oldukça ilerlemesine ve ustalaşmalarına imkân sağlıyor. Hız yapabildiğin ama rüzgarın olmadığı zamanlarda da yavaş gitmeye imkan sağlayan bir sınıf bu.
Rüzgâr sörfü ülkemizde henüz pek yaygın değil genelde bireysel başarılar görüyoruz neden kulüplerin başarılarından söz edemiyoruz?
Haklısınız daha yeni yeni popülerleşiyor ama kulüplerin başarısı yok demek doğru olmaz. Çünkü ülkemize daha yeni geldi aslında. Türkiye Yelken Federasyonu optimiste göre oldukça geç getirdi rüzgâr sörfünü ama bunda bir sebebi. Var elbette.
Rüzgâr sörfü ülkemize aslında karavanlı sörfçüler sayesinde geliyor. Yurtdışından gelen sörfçüler, burada kurdukları dostluklara istinaden boardlarını yelkenlerini bırakıyorlar buradaki insanlar onlardan öğrenerek kendilerini geliştiriyorlar kendilerine ait okullar açıp kiralamalar ve dersler veriyorlar. Bu okulların açılıp yaygınlaşmasıyla olimpik sınıflara yönelim başlıyor, o sınıflara da talep olunca bu sefer bu sporu yapan sporcular bu konuda eğitimler alıp uzmanlaşmaya başladılar. Dolayısıyla zaten bu alanda sporcu yetiştirecek profesyonellere sahip olmamızda zaman aldı. Bu doğal bir süreçti. Bu sürecin ortalarında spora dahil olmuş biri olarak söyleyebilirim ki aslında ülke olarak altyapı kategorilerinde her sene Avrupa’da derecelerimiz var. 10 sene önce altın grupta yarışmayı hayal ederken artık yarışıyor ve derece elde ediyoruz. Bu işin bir ivmesi var ve bu ivmeye göre aslında ülkemiz hızlı ilerliyor. Altyapıların gelişmesi için alanının profesyonellerinin çoğalması gerekiyor. Tüm kulüplerin altyapılarında bugün sörf öğrenmeye başlayan ve yarışmaya başlayan sporcuların içinden geleceğin çok değerli profesyonel antrenörleri çıkacak buna şüphe yok.
Evet, anladım.. Ciddi anlamda emek ve zaman gerektiren bir süreçten bahsediyorsunuz. Bu durumda bahsettiğiniz Avrupa başarıları her zamankinden daha değerli. Bodrumspor Rüzgâr Sörfü takımı olarak sizlerden nasıl bir ivme ve hedef beklemeliyiz?
Tüm sporlarda olduğu gibi bu alanda da planlama ve bu plana uygun çalışma disiplini oturtulması şart. Bodrumspor olarak programımızı oturtmuş durumdayız ve sporcularımızın eğitimine başladık. Geçtiğimiz Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz sporcu seçme kampımızda ilk sporcularımız aldık ve eğitimlerine başladık ve lisans işlemlerini tamamladık. Haftanın 5 günü antrenmanlarını yapıyorlar geçtiğimiz günlerde A takımımız ilk şehir dışı kampına gitti Eylül ayında B takımımız içinde şehir dışı kamp planlamamızı yaptık ve yarış takviminin başlamasıyla birlikte sporcularımız yarışlara katılmaya başlayacaklar. Diğer yandan elbette yaz kamplarımıza katılanların içerisinden istekli ve yetenekli sporcular çıkması halinde takımlara eklenecekler.
Buradan önce başarılar elde ettiğimiz Galatasaray Kulübünden bir örnek vermek istiyorum. Kulüpteki sporcular bireysel olarak başarılıydı ama jenerasyonlar arasında çok ciddi farklar vardı. O yünden bir altyapı oluşturdum, ikinci senenin sonunda sıfırdan alıp yetiştirdiğimiz çocuklar Türkiye’de derece alıp milli takıma girmeye başlamışlardı. 22 ay da Avrupa şampiyonu çıkarttık U13 kategorisinde.
Bodrum’da bu başarıların çok daha iyilerini başarmayı hedefledik ve başaracağımızdan eminim çünkü Bodrum fiziki koşulları gereği İstanbul’a göre büyük avantajlı durumda. Burada 12 ay boyunca rüzgâra sahibiz, eğitimde kesintiye uğramıyoruz. Sporcularımız Nisan ayında eğitime başladıklarında oldukça soğuk bir suda ve kış sayılacak hava koşullarında ilk kez board üzerine çıktılar bu da yazın eğitim almaya başlamış sporculara göre takımlarımızı önümüzdeki yarış sezonunda daha tecrübeli ve dayanıklı kılıyor.
Bodrum’un fiziki koşullarına değinmişken sormadan geçemeyeceğim. Ülkemizde Alaçatı sörf konusunda ün yapmış durumda. Nedir bu Alaçatı’nın özelliği neden bu kadar popülerler Bodrum olarak biz daha dezavantajlı durumda mıyız?
Alaçatı sörfü öğrenmek ve pratiğini yapmak için dünyadaki en uygun 10 koydan birisi bu yadsınamaz bir gerçek. Dikkatinizi çekerim sörfü öğrenmek için dedim. Çünkü koyun büyük bir bölümde su bel hizanızda ve kum. Hocalar sürekli yanınızda yürüyor eliyle müdahale edebiliyor. Dolayısıyla diğer pek çok yere göre ekipmanı kullanmayı ve rüzgâr sörfü yapmayı çok hızlı öğrenebiliyorsunuz. Bodrum’da ya da başka herhangi bir yerde bu koşullara uygun bir koy yok. Zaten dediğim gibi bu koşullara sahip dünyada 10 tane spot yer var. Bodrum rüzgâr olarak son derece elverişli olsa da koy olarak Alaçatı avantajını sağlayan bir koya sahip değil Bodrum. Dolayısıyla sörf öğrenmek için ideal ve gözde merkez Alaçatı oluyor bu çok doğal.
Bodrum’un hakkını yememek lazım. Bodrum’da 30 seneyi aşkın sörf okulları var çok değerli sporcular çıkarttılar ama bu sörf okullarının birincil amacı sporcu yetiştirmek değildi biraz önce bahsettiğim sebeplerden ötürü. Ama bu anlamda da herhangi bir okula yatırım yapmadı demek mümkün değil çünkü zaten rüzgâr sörfü ülkemize federasyon bazında çok geç geldi.
Sporculara bedensel güçleri için önerileriniz var mı?
Profesyonel sporcular haftanın 5 günü, günlük 4 saati aşkın zamanını denizin üstünde geçiriyorlar. Bu çok ciddi bir performans, bu performans sırasında zayıf düşmemeleri için en önemli iki unsur var su ve uyku. Su içmeliler vücut susuz kalmalılar ve düzenli uykularını almalılar. Çocuklara beslenmelerine ilişkin özel bir diyet önermiyorum dengeli beslenmeleri yeterli velilerimizde bu konuda oldukça bilinçli ve ilgililer zaten. Su ve uyku performanslarını birebir etkiliyor o yüzden bu konulara fazlasıyla dikkat etmek gerekiyor. Profesyonellikte ilerledikçe rekabet ve kategoriler değiştikçe kuvvet antrenmanları normal sörf antrenmanlarının yanında başlayabiliyor o koşullarda gıda konusunda ekstra uyarılarda bulunabiliyoruz ama o kuşlulara gelene kadar dengeli beslenmeleri yeterli.
Kağan Urul Kimdir?
Ayvalık doğumlu Kağan Urul yelken hayatına Ayvalık İhtisas spor Kulübünde başladı. 17 yaşına kadar optimist ve lazer sınıflarında yarışan Urul, 2008 senesinde Muğla Üniversitesi Spor Akademisi, Beden Öğretmenliği bölümünü kazandı. Muğla’ya geldiği yaz antrenörlüğe başladı ve o zamandan bu yana profesyonel olarak antrenörlük yapmaya devam etmekte. İlk olarak Gökova Yelken Kulübünde optimist antrönörlüğü yapmaya başlayan Kağan Urul 3 senenin ardından Myndos Yelken Kulübüne ve Turgutreis Yelken Kulübünde görev almış. 16 senedir çeşitli kulüplerde optimist, lazer, rüzgâr sörfü, yaz okulları ve katamaran safari yapan Kağan Urul Galatasaray Yelken Kulübündeki antrenörlük görevinin ardından tekrar Bodrum’a gelerek Bodrumspor Yelken Kulübüyle yaptığı anlaşmayla Bodrumspor’a rüzgâr sörfü branşını getirmiş durumda.
Bodrum’da bu yıl 5’incisi düzenlenen BODTO Mandalin Kupası, bugün gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi.
SPORTRE – İçmeler’de bulunan Bodrum Belediyesi Bodrumspor Yelken Şubesi Kayıkhanesi’nde düzenlenen törende, yarışlarda dereceye giren sporcular ödüllerini aldı.
13 Ocak’ta başlayan yarışlarda Türkiye, Azerbaycan, Bulgaristan ve Ukrayna’dan toplam 221 sporcu mücadele etti. Optimist, RS Feva ve ILCA sınıflarında gerçekleşen yarışlarda, Bodrum açıklarında renkli ve heyecan dolu görüntüler oluştu.
Organizasyonun ikinci günü, rüzgârın yetersiz olması nedeniyle yarış yapılamadan tamamlandı. Üçüncü günde ise her sınıfta birer yarış gerçekleştirildi. Son günde sabahın erken saatlerinde hazırlıklarına başlayan yelkenciler, gün boyu süren yarışların ardından ödül törenine geçildi.
Ödül törenine; Bodrum Belediye Başkan Vekili Emel Çakaloğlu, Bodrum Sahil Güvenlik Karakol Komutanı Raşit Gödelek, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Oktay Dumruk, Bodrum Denizciler Derneği Başkanı Tuna Altunkaya, B.B.Bodrumspor Kulübü Başkanı Hadi Türk, kulüp yöneticileri, sporcular, antrenörler, hakemler ve sporcu velileri katıldı.
Törende konuşan Bodrum Belediyesi Bodrumspor Kulübü Başkanı Hadi Türk, organizasyona katılım sağlayan tüm sporculara, antrenörlere, hakemlere ve emeği geçenlere teşekkür etti. Bodrum Belediye Başkan Vekili Emel Çakaloğlu’da emeği geçen herkese teşekkür ederek Bodrum’un yelken sporundaki önemine dikkat çekti.
5. BODTO Mandalina Kupası’nda dereceye giren sporcular şu isimlerden oluştu:
ILCA 4 Genel Kategorisi
B.B.Bodrumspor’dan Derin Değişen birinci,
Arkas Çeşme Yelken Kulübü’nden Mert Çakmak ikinci,
Karşıyaka Spor Kulübü’nden Kuzey Gürsoy üçüncü oldu.
ILCA 6 Genel Kategorisi
B.B.Bodrumspor Yelken Şubesi sporcularından Sadrihan Suer birinci,
Arya Canpolat ikinci,
Atlas Fişek üçüncü oldu.
RS Feva Genel Kategorisi
Yalıkavak Yelken Spor Kulübü’nden Ariella Rudkovskaya – Çınar Kürşat ikilisi birinci,
Arkas Çeşme Yelken Kulübü’nden Demir Kahraman – Sarp Üstünkarlı ikilisi ikinci,
İstanbul Yelken Spor Kulübü’nden Mehmet Akbaş ikilisi üçüncü oldu.
Optimist Genel Kategorisi
Yalıkavak Yelken Spor Kulübü sporcularından Ateş Can Uysal birinci,
Cengiz Eren Güvenç ikinci,
Umut Özarslan üçüncü oldu.
Optimist Junior Genel Kategorisi
Turgutreis Yelken Kulübü’nden Nurettin Tuğra Kartal birinci,
Yalıkavak Yelken Spor Kulübü’nden Can Ulusoy ikinci,
Deniz Tüzel üçüncü oldu.
Bambino Kategorisi
Yalıkavak Yelken Spor Kulübü’nden Ada Karagülle birinci,
B.B.Bodrumspor’dan Alya Latife Arıcan ikinci,
Yalıkavak Yelken Spor Kulübü’nden Ela Firet üçüncü oldu.
Genel kategorişler dışında ayrıca ilk gün yarış sonuçlarına göre sporculara Bodrum Denizciler Derneği özel ödülleri verildi.
Bodrum’da bu yıl 5’incisi düzenlenecek Mandalin Kupası Yelken Yarışları için kayıtlar tamamlandı.
SPORTRE – Bodrum Belediyesi Bodrumspor Yelken Şubesi tarafından, Türkiye Yelken Federasyonu ve Bodrum Belediyesi’nin destekleriyle 13–17 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.,
Mandalin Kupası’na bu yıl 4 ülkeden 30 kulüp ve toplam 270 sporcu kayıt yaptırdı.
Ukrayna, Bulgaristan, Azerbaycan ve Türkiye’den 270 sporcunun katılımıyla düzenlenecek organizasyon, 13 Ocak’ta yapılacak ilk gün yarışlarıyla başlayacak. Mandalin Kupası’nda sporcular Optimist, ILCA ve RS Feva kategorilerinde Bodrum’un eşsiz denizinde kıyasıya mücadele edecek.
Yılın ilk kapsamlı organizasyonu…
Bodrum’un yelken sporundaki önemine dikkat çeken Hadi Türk, Mandalin Kupası’nın yılın ilk kapsamlı yelken organizasyonu olacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bodrum, sahip olduğu doğal koşullar ve yelken kültürüyle Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri. Yılın ilk kapsamlı ve uluslararası yelken organizasyonu olan 5. Mandalin Kupası’nda hem sporcularımızı hem de kulüplerimizi Bodrum’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız.”
Bodrum’un köklü denizcilik geleneğini yaşatan Tırhandil Cup Kış Trofesi, 10. yıl heyecanını Aralık ayındaki ikinci etapla sürdürüyor.
SPORTRE – 27–28 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek olan 2. Ayak yarışları, tırhandillerin karakteristik rekabetini ve kış şartlarında denizle kurdukları bağın gücünü yeniden gözler önüne serecek.
29–30 Kasım’da tamamlanan ilk ayağın ardından ekipler, kış trofesinin zorlu parkurlarında bir kez daha start hattına çıkmaya hazırlanıyor. Bodrum’un mavisi, geleneksel ahşap tekne ustalığının simgesi tırhandillerle yılın son yarışında tekrar buluşacak.
Tırhandil Cup’ın 10. yılında oluşturduğu güçlü topluluk, her ayakta artan rekabeti ve dayanışma ruhuyla trofenin benzersiz atmosferini yaşatmaya devam ediyor.
2025–26 Tırhandil Cup Kış Trofesi Takvimi
• 1. Ayak: 29–30 Kasım
• 2. Ayak: 27–28 Aralık
• 3. Ayak: 24–25 Ocak
• 4. Ayak: 28 Şubat – 1 Mart
• 5. Ayak: 4–5 Nisan
• 6. Ayak: 2–3 Mayıs
26 Aralık Cuma günü, 2. ayak yarış brifingi Veli’de 18:30’da gerçekleştirilecek; brifingin ardından 1. ayağın ödül töreni yine Bodrum Veli Bar’da yapılacaktır.
Tırhandil Cup; BODTO (Bodrum Ticaret Odası), İMEAK Deniz Ticaret Odası, Ağanlar Tersanesi, Bodrum Denizciler Derneği, Bodrum Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleştirilmektedir.
Tırhandil Cup Hakkında
Bodrum’un geleneksel ahşap teknesi tırhandilin yaşatılması, tanıtılması ve bu zanaatin kuşaktan kuşağa aktarılması amacıyla düzenlenen Tırhandil Cup, The Bodrum Cup’ın içinden doğan özel bir kış trofesidir. Era Yelken Kulübü tarafından organize edilen yarış, TYF Türkiye Yelken Federasyonu Faaliyet Programı’nda yer almakta ve kasım–mayıs ayları arasında toplam altı ayaktan oluşmaktadır.
“Birbirinin aynısı olmayan” tırhandiller için özel olarak geliştirilen Tırhandil Cup, kendi performans reyting sistemini yaratan ve sürekli geliştiren Türkiye’deki tek organizasyondur. Bu sistem sayesinde her teknenin yarış içindeki gerçek performansı esas alınır ve rekabet bir o kadar adil hale gelir.
Tırhandil Cup, geleneksel tekne yapımını destekleyen, Bodrum’daki tersanelerde yeni tırhandillerin üretilmesine ivme kazandıran ve bölgenin denizcilik kültürünü güçlendiren bir yarış olma özelliğini taşır. Her yıl artan katılımcı sayısı, teknelerin gelişimi ve oluşan güçlü topluluk, Tırhandil Cup’ı Bodrum için önemli bir denizcilik mirası haline getirmektedir.