Connect with us

Yazarlar

Sorunu Sorun Edecek Birileri Var Mı? Yoksa Sorun Yazarda Mı?

Yayınlandı

Tarih

abdulkadir sevindik arena haber

Dün akşam üstü Muğla basınının e-postalarına bir haber metni ve görselleri düştü. Haberin içeriğinde Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin kuralarının çekildiğini ve maçların 25 Eylül’de başlayacağı ifade ediliyordu.

Buraya kadar sorun yok. Sorun buradan sonra başlıyor. Esasında sorun var mı yok mu oda ayrı bir sorun.. Sorunun kime göre neye göre değerlendirileceği de başka bir sorun.. Sorunu sorun edecek birileri var mı yok mu sorusu öteki bir sorun.. Sorun diye bir şey var mı beriki sorun.. Sorunu bilen birisinin olup olmadığı durumu zaten sorun.. Yazarın bu cümlelerle saçmalaması hepten sorun..

Yukarıdaki paragrafta anlamlı anlamsız cümlelerin içinde, 14 defa sorun kelimesini kullandım. Niye derseniz mümkün olabilecek tüm mantıklı cümlelerle yazdığım yazıların işe yaramadığı düşüncesiyle..

Sorunu belki böyle anlamsız ve saçma cümlelerle ifade edersem; konunun baş sorumlusu benim diyen ve silkinerek kendine gelen bir yerel yönetici çıkar mı düşüncesi ve umutsuz bir ruh haliyle..

Neyse, sorun söylemine kısa bir ara verelim ve habere devam edelim. Haberde Bodrum Basketbol‘un yeni sezondaki mücadelesine Muğla Basketbol adıyla devam edeceğinin yanı sıra, kulübün yeni başkanının da Mete Çakaloğlu olduğu ifade ediliyor.

Haberde başkan sıfatıyla ilk açıklamasını yapan Çakaloğlu, “İstanbul’da düzenlenen kura çekiminde güzel bir kura çektik. 2 Amerikalı aldık. Muğla’da basketbol severlere güzel bir sezon yaşatmanın yanında, hedefimiz süper ligle tekrar buluşmak” mesajını vererek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın hemen her konuda kendilerine büyük ve önemli bir destek verdiğini de ifade etmiş.

Bu haberi bu yazının içeriğine taşımam, içinde bulunduğumuz çıkmazı birde böyle ifade etme düşüncesidir.

Bodrum’un spor konusunda yaşadığı en büyük sorununun, bir spor politikası olmadığı saptamasını şimdiye kadar onlarca defa yaptım.

Bu sorunun; yetkili ve sorumlu olan kişi ve kurum temsilcileriyle önce masa başında tartışmaya açılması ve en az 5 yıllık bir spor politikası planlanması gerektiğini hep söyledim, söylemeye devam ediyorum.

Yüksek maliyetlerle elde edilen başarıların doğru yöntemlerle yönetilememesi nedeniyle sportif değerlerimizi ve başarılarımızı bir bir kaybediyoruz.

Geçen sezonda TBL’yi 5. olarak tamamlayan Çağdaş Bodrum Basketbol A Takımı haklarını devretme kararı aldı. Şimdide Bodrum Basketbol Kadın Takımı, Muğla’ya taşındı ve Muğla Basketbol adını aldı. Kadınlar 1. Ligde mücadele eden BB Bodrumspor voleybol takımının durumu gri rengini koruyor. Elde kala kala Kadınlar Hentbol Süper Ligi Şampiyonu Yalıkavakspor kaldı.

***

Bildiğiniz üzere yerel yönetimlerin yetki alanını ve gücünü ifade etmek için “belediyeler bir adam asamaz birde para basamaz” cümlesi kullanılır. Bu cümle başka bir deyişle; yerel yönetimlerin adliye ve merkez bankası yetki alanlarının dışında, coğrafyalarının tüm politikalardan sorumlu olduğunu da ifade eder.

Bu durumu yukarıda spor özelinde kullandığım anlamsız ve saçma cümlelerle bir kez daha ifade etmeye çalıştım. Belki böyle bir yöntemle sonuç alabilirim düşüncesiyle..

Sorunu Sorun Edecek Birileri Var Mı? Yoksa Sorun Yazarda Mı? Ona da siz karar verin!

Sabırla dikkat çekmeye, önermeye ve uyarmaya devam edeceğim..

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Futbol

Başkan Taner Ankara’nın Bodrum’la Buluşması Nelere Gebe?

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

abdulkadir sevindik arena haber

25 Temmuz 2023 Tarihinde Ortakent Golf Kulüpte; Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Bodrumspor A.Ş.’nin Başkanı Rıza Karakaya ve Fikret Öztürk’ün birlikte yaptığı basın toplantısından bu güne 2 yıl 9 ay geçti.

Ne olmuştu o günleri bir hatırlayalım..

Dönemin Başkanı Rıza Karakaya “artık sade bir taraftarım” ifadesiyle birlikte 92 Yıllık armadanın bayrağını İş İnsanı Fikret Öztürk’e teslim etmişti.

Böylelikle; Kasım 2019 Tarihinde Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras marifetiyle başlayan şirketleşme süreci Bodrumspor A.Ş.’nin kurulmasıyla devam etmiş, sonrasında, Bodrumspor‘un, Bodrum FK’ya dönüşmesiyle süreç sonlanmıştı.

Başka bir deyişle Bodrumspor’da futbol şubesi özelleşmişti.

Bu hızlı değişimle Bodrum’un spor kamuoyunun başı dönerken, diğer taraftan da süper lig hayalleri görülmeye başlanmıştı.

İş İnsanı Fikret Öztürk’ün OPET’le iş dünyasındaki hızlı yükselişinin benzerini Bodrumspor’da da hayata geçirebilir mi acaba değerlendirmeleri yapılırken, kendimizi 2023-24 sezonu sonunda Süper Lig’de bulduk.

Zafer sarhoşluğumuz ve keyfimiz çabuk sona erdi. Keyifle kapattığımız gözümüzü açtığımızda yeniden 1. Ligdeydik.

Geçen bu 2 yıl 9 aylık süreçte; Fikret Öztürk’ün başkanlığı 1 Yıl 11 ay, sonrasında Aşkın Demir’in başkanlığı da yaklaşık 6 Ay sürmüştü. Demir, yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle gerçekleşen yeniden yapılanmayla Bodrumspor A.Ş.’nin yönetimini, 13 Ocak 2026 tarihinde Taner Ankara’ya teslim etmişti.

Peki kronolojik süreci niye hatırlattım!

Bodrum kamuoyu; geçen bu süreçte ben yaptım oldu diyen ve kasabayla bütünleşemeyen üstenci bir Fikret Öztürk dönemi yaşarken, sonrasında Bodrum FK’yı Bodrum’un dinamikleriyle buluşturan, basınla etkileşen ve kısa süren bir Aşkın Demir dönemi yaşadı.

Şimdilerdeyse bambaşka bir süreç yaşıyor.

***

Bambaşka bir süreç diye ifade ettiğim yeni dönemin başrolünde Yeşilçam ağzıyla ifade etmek gerekirse “esas oğlanı” Taner Ankara..

Yeni başkanın birkaç ay gibi kısa bir sürede; takımla, basınla, Bodrum ve Muğla kamuoyuyla olan etkileşimi bizde bir sarhoşluk yaratmasa da, bir baş dönmesine sebep oldu dersem yerinde olur.

Ocak ayı itibarıyla başladığı görevinde gösterdiği performansı; genel olarak sosyal medya üzerinden, bazen de kurduğum bireysel iletişimlerle yakından takip etmeye çalışıyorum.

Karşımızda iletişim kurma konusunda; açık sözü, şeffaflığı ve samimi ilişkiyi tercih eden bir başkan var. Yıllardır yazdığım yazılarım da ve yaptığım televizyon programlarım da “spor araç değil amaç olmalı”, “toplum adına yapılmalı” ve bir “politikası olmalı” söylemlerinin Bodrumspor A.Ş. ve Bodrum FK özelinde vücut bulacağı inancı oluştu bende..

Beklentimiz; kasabanın gerçeklerine göre sporun lokomotifi olan futbolu doğru yöneten ve rol model olabilecek bir yönetim anlayışını benimseyen, Bodrum’un kamu ve özel sektörünün spora aktardığı kaynakların tüm spor branşları için olduğunu unutmayan, Bodrum’a kalıcı eserler kazandıran bir planlama anlayışını barındıran bir başkan..

Birde yapılan haklı-haksız eleştirinin muhatabını dinç ve formda tutacağı gerçeği var. Onu da buraya not düşmek isterim.

***

Başkan Ankara ile Bodrum Basını geçtiğimiz Cuma günü bir araya geldi. Toplantı saatinde buluşma noktasına geldiğimizde gördüğüm şey beni oldukça şaşırttı.

Basın toplantısının yapılacağı salonda büyük bir kalabalık ile birlikte Başkan Taner Ankara ve Gençlik Spor Bodrum İlçe Müdürü Oktay Dumruk toplantı yapıyordu.

20’ye Yakın amatör futbol kulübü başkanları, yöneticiler ve Asi Tayfa taraftar lideri Doğan Yıldırım..

İçeride ne konuşuldu bilmiyorum ama çıkanların yüzlerindeki memnuniyet çok netti.

Dönelim basın toplantısına..

Bizden görsel kayıt almamamızı rica eden Başkan Ankara, kısa notlar alabilirsiniz diyerek, basın mensuplarının sorularına samimiyetle cevap verdi. Herkese dokundu..

Yürüttüğü iletişimle önce basın mensuplarının ezberini bozan başkan Ankara, sonrasında da Bodrum’un spor kamuoyunun ezberini bozacak sanırım.

Kayıt dışı olan detaylara dokunmadan basın toplantısı notları içinde şunları söylemek mümkün;

Bodrum FK’nın kısa vadede süper lig hedefi yok. Öncelikli yatayda seyir ve tesisleşme hedefi var. Alt yapılarda pilot takım belirleme dahil, tüm kulüplerle dayanışma ayrı bir hedef..

Ankara’nın en önemli hedefi de stadın koltuklarıyla küskün taraftarı buluşturmak. Kasabanın gençlerini önce seyirci sonrasında da taraftar yapma planı, anladığım kadarıyla kafasını en çok meşgul eden düşünce bu..

Her zaman söylediğim gibi, takımlar taraftarlarıyla değerlidir.

Neden mi? Cevabı Bodrumspor’un tribün lideri sevgili Doğan Yıldırım’ın bir paylaşımından..

“Yıllardır Bodrumspor’umuzla bir yerlere gelebilmenin değil, Bodrumspor’umuzu bir yerlere getirebilmenin mücadelesini verdik!”

Yazımın başlığı da son cümlenin içinden olsun!

Bodrum FK Başkanı Taner Ankara’yı heyecanla yakından takip edeceğiz. Bodrum’la buluşmasının nelere gebe olduğunun cevabını da birlikte arayacağız?

Sporla kalın..

Okumaya devam et

Yazarlar

Bir Daha Deneyelim!

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

levent bulut sportre yazar

Süper Lige çıkma yolunda 2025-26 sezonunun sonuna yaklaştığımız, şampiyonluk yarışının kızıştığı play-off sıralamasının belirleneceği ve ligden düşme potasında hangi takımların ligde veda edeceğinin belli olacağı bu son virajda, yarış iyice heyecanlı bir hal almış durumda..

Son yılların en heyecanlı 1.Lig sezonu yaşanırken kentimizin gururu Bodrum FK‘da bu yarışın tam ortasında ve yeniden Süper Lige çıkıp, yarım kalan hikayesine Süper Ligde devam edebilmek için amansız bir mücadele içerisinde..

Öncelikle yıl içerisinde yaşanan başkan değişimleri yönetim içindeki görev değişiklikleri ile bir kaç oyuncumuzun bahis soruşturması kapsamında ceza alması, kalecimiz Diego ve Gökdeniz gibi takım için çok önemli oyuncuların yaşadığı uzun süren sakatlık problemleri, takım kaptanımız Fredy, Musa ve Dimitrov gibi çok değerli oyuncuların ara transfer döneminde takımdan ayrılmaları ve en önemlisi teknik sorumlumuz Burhan Eşer hocamızın 6 ay gibi uzun bir süre ceza alıp takımımızın başında sahada olamaması gibi yaşadığımız ciddi olumsuzlukların başında geliyor.

Tüm bunlara rağmen futbol çevrelerinin artık play-off sıralamasında da tutunamaz hatta ligden düşebilir gibi söylemlerin ortada dolaştığı bir süreç yaşanırken görevi devralan Başkan Taner Ankara ile Teknik Sorumlumuz Burhan Eşer bu zorlu süreçten yıllardır mottomuz olan Asla vazgeçme söylemine uygun bir refleks içinde çıkmayı ve şehri yeniden bu yarışın içerisinde tutmayı başardılar.

Burada takımın başında Burhan Hoca yokken kenarda müthiş bir performans ortaya koyan Sefer Yılmaz, Adem Koçak ve Murat Öztürk gibi hocalarımızla birlikte masöründen tercümanına kadar tüm yardımcı teknik ekip çalışanlarının özel bir teşekkürü hak ettiklerini düşünüyorum..

En önemli gözlemlerimden biride takım içinde oluşturulmuş olan aile ortamı. Bunu Iğdır FK deplasmanında birebir gözlemleme fırsatı buldum. Havaalanında takım ekipmanları uçağa götürürlerken takım kaptanı Ali Ertemur’un bizzat malzemeleri taşıması her oyuncunun bir çantaya malzemeye el atması bu takımın gerçekten bir aile olduğunun en önemli belirtisiydi.

Bu saatten sonra artık aile olmuş inanmış bu futbolcu grubu ve ekibe sahip çıkmak, destek olmak bu zorlu süreçte onları yalnız bırakmamak, tüm Bodrum halkının görevi olmalıdır.

Kentimizin ve takımımızın lokomotifi olan Asi Tayfa taraftar grubu, uzak yakın demeden yağmur çamur kar demeden bunu zaten büyük bir özveriyle yapıyor. Bunun dışında Bodrum’da yaşayan burada ticaret yapan burada ekmek yiyen kim varsa, tüm tuşlara basmalı ve yarışın bu son döneminde takımın yanında olmalı..

Şampiyonluk kupası şehre geldiğinde zafer kazanıldığında değil lütfen “savaşın” içindeyken takımımızın yanında olalım diyerek yazıma son verirken, sizden isteğim “bir daha deneyelim!” olsun diyorum.

Okumaya devam et

Yazarlar

Bir Maçtan Fazlası: Bodrum’da Futbolun Vicdanı…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

Yazarlar

Bodrum’da oynanan Bodrumspor–Amedspor karşılaşması, skor tabelasının çok ötesinde bir anlam taşıdı.

Golsüz biten bir maçtan geriye; kırılan camlar, atılan taşlar, yaralanan insanlar ve sporun ruhuna yakışmayan bir dil kaldı. Futbol konuşmamız gereken bir günde, ne yazık ki şiddeti ve provokasyonu konuşur hâle geldik.
Bu kent, futbolu hep bir rekabet alanı olarak gördü; hiçbir zaman bir düşmanlık sahası olarak değil. Bodrum’un tribünleri, farklılıkların yan yana durabildiği ender alanlardandı.

Ancak bu maçta, tribün coşkusunun yerini öfke aldı; sporun birleştirici dili yerini ayrıştırıcı bir dile bıraktı. Kadınlara yönelik cinsiyetçi küfürler, barışçıl taraftarlara yönelik saldırılar ve yaşanan yaralanmalar asla kabul edilemez. Bu noktada artık “münferit” kelimesinin arkasına sığınamayız.
Özellikle altını çizmek gerekir ki; DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanları ve yöneticileri, maç öncesinde ve sonrasında Amedspor taraftarlarını sakinleştirmek, provokasyonları engellemek ve olayların büyümemesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Olayların olaysız ve barışçıl biçimde sona ermesi için ellerinden gelen tüm gayreti ortaya koyan bu kişiler, ne yazık ki bu tutumlarının karşılığında hedef hâline gelmiş, darp edilmiş ve şiddete maruz kalmıştır.
Bu çerçevede, DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanı Ersin Yaşar, polis müdahalesi sırasında aldığı darbeler sonucu ayağında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır. Aynı şekilde Amedspor taraftarları arasından da yaralananlar olmuştur. Olayları yatıştırmaya çalışanların zarar görmesi, yaşananların sıradan bir güvenlik sorunu değil, ciddi bir yönetim ve müdahale hatası olduğunu göstermektedir.
Yaşananları yalnızca bir maç günü gerilimi olarak görmek de eksik olur. Ülkede uzun süredir kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dil, spor alanlarına kadar sızmış durumdadır. Barıştan söz edilen bir dönemde, Kürt yurttaşları hedef alan nefret söyleminin tribünlerde ve sokakta karşılık bulması, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bodrum’da yaşananlar, bu kırılganlığın tehlikeli bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli başlık ise güvenliktir. Maç öncesi ve sonrası yaşananlar, açık bir organizasyon ve asayiş zafiyetini ortaya koymuştur. Olayların büyümemesi için çaba gösterenlerin hedef hâline gelmesi, yaralanmaların yaşanması ve barışçıl taraftarların korunamaması; “gerekli önlemler alındı” söylemini geçersiz kılmaktadır.

Spor alanlarında güvenliği sağlamak bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun nerede ve nasıl aksadığı mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
Bodrum’u birkaç provokatörün yarattığı görüntülerle tanımlayamayız. Kürt yurttaşlarımız, bu kentin sosyal ve ekonomik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır; Bodrum’un emeğidir, kültürel zenginliğidir. Onları hedef alan her ırkçı ve ayrımcı söylem, doğrudan Bodrum’un birlikte yaşama kültürüne yönelmiş bir tehdittir. Sporun arkasına saklanarak yapılan her provokasyon, yalnızca karşı tarafa değil, futbolun kendisine de zarar verir.
Futbol; rekabet ister ama düşmanlık istemez. Tribünler; coşku ister ama şiddet istemez. Bu nedenle kulüplerin dili, yöneticilerin tutumu ve güvenlik anlayışı yeniden düşünülmelidir. Cezasızlık algısı güçlendikçe, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz hâle gelir.
Bodrum, barışla anılmayı hak eden bir kenttir. Bu kentin adı ne şiddetle ne de nefretle yan yana gelmelidir. Bodrumspor–Amedspor maçında yaşananlar, sporun ve toplumsal barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kırılganlığı görmezden gelmek değil, sorumluluk alarak onarmak zorundayız.
Bu artık bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur:
Sporu yeniden insan onuruna, eşit yurttaşlığa ve barış içinde birlikte yaşama fikrine yakışır hâle getirmek.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar