Connect with us

Yazarlar

Plansız Bodrum’un İlk Politikasını Spor Üzerinden Deneyimlenmesini Öneriyorum.

Yayınlandı

Tarih

abdulkadir sevindik sportre 1

Plansız Bodrum‘u başka bir deyişle sahipsiz Bodrum‘u anlatan örneklerden biri daha, dün yapılan Bodrum Belediyesi Bodrumspor Seçimli Genel Kurulu’nda yaşandı.

Yukarıdaki cümleyi; BB Bodrumspor’u eleştirmek için değil, kentin içinde bulunduğu durumun kurumlarına yansıma halini ifade etmek için kullandım.

Yıllar itibarıyla çıkarları paralelinde BB Bodrumspor’un üzerinde tepinen, kulübün etinden sütünden sınırsız yararlanan kim varsa; önce kendi adıma sonra da bu kent adına yazıklar olsun diyorum. Bir tanesi bile ortada yoktu. Bir çelenk, bir kutlama, bir mazeret bildirimini araki bulasın..

BB Bodrumspor’u içselleştirmiş hemen her kongreye gelerek, sorumluluğunu en azından katılımcılığla ortaya koyanlarla yapıldı, seçimli genel kurul..

Genel kurulda; işin içerisinde iyi niyetinin yanısıra ekonomisini de ortaya koyan bir avuç insandan başka kimsenin kalmadığı, 94 yaşındaki BB Bodrumspor’un yalnız kalmış hali gerçekten üzücüydü.

Sonuçta; Bin 187 üyeli BB Bodrumspor’un yine ucu ucuna tamamladığı hazirun ile yaptığı genel kurul, tarihe gri harflerle yazıldı.

BB Bodrumspor Genel Kurulu’nun aldığı kararların özetinde;

  • Rıza Karakaya yönetiminden devir gelen 12 Milyon TL borcun bilançoda devam etme halinin ibra edildiğini,
  • 2025-26 sezonunda ki bütçesi 47 Milyon TL olarak onaylanırken, 2026-27 sezonunda ki artış %100 öngörülerek 94 Milyon TL olduğunu,
  • Kulübe üye olmak için giriş bedelinin 1.931 TL olarak belirlendiği genel kurulun bir kararı da, aylık aidatın 125 TL olarak güncellendiğini, ifade edebiliriz.

Geriden gelen sorunlarıyla boğuşmaya devam eden BB Bodrumspor’un kongresi heyecandan uzak bir şekilde tamamlandı. Gördüğüm şudur ki yeşil-beyazlı armada, amaç olarak kullanılacağı güne kadar da araç olarak kullanılmaya devam edecek.

Ortada görünmeyen bazı isimlerin hemen her yönetim kurulu listesinde bulunmaları durumunu da buraya bırakıyorum..

*** 

BB Bodrumspor’u sebep-sonuç bazlı değerlendirmelerle birçok kez yazılarımın konusu yaptım. Liyakatsiz, art niyetli, kişilerin çıkarına ve bencilliğine hizmet eden hemen her durumu defalarca gündeme getirdim.

BB Bodrumspor özelinden yola çıkıp, çözüm olarak da; spor politikası, spor takvimi ve spor envanteri konularının hayata geçirilmesi çağrısını da defalarca yaptım.

Zamanı gelmiş ve hayata hızlıca geçmesi gereken bir düşünce olmasının yanı sıra, BB Başkanı Tamer Mandalinci’nin oluşturmaya çalıştığı politik hikayesine katkı yapacağı düşüncesiyle bu çağrıyı tekrarlıyorum.

Başka bir deyişle Başkan Mandalinci’ye kolay sorudan başlama teklifi yapıyor ve plansız Bodrum’un ilk politikasını spor üzerinden deneyimlemesini öneriyorum.

Sayın Başkan çıraklığını spor politikası oluşturma konusu üzerinden atıp kalfalığa ulaşırsa, sonrasında üreteceği politikalarla Bodrum’un daha önemli sorunlarına çare üretecek ustalığa da ulaşır umudundayım.

İyi niyetli uyarı ve önerilere direnmenin sonu; siyaset akademisinden mezunuyeti engellemesinin yanı sıra, işin sonunun sanayide tamamlanması gerçeğinide kaçınılmaz kılar..

Teşbihimde hata arayıp, durumun merkezinden uzaklaşmayın lütfen!

***

Yaptığım teklif;  BB Başkanı Tamer Mandalinci‘nin yanı sıra Başkan Yardımcısı Kanat Özsert‘i de kapsıyor.. Sayın Özsert’in sorumluluğu, konumu itibarıyla Başkan Mandalinci’nin en yakınında bulunması ve sporun içine doğmuş bir spor insanı olması nedeniyle..

Her konuda olduğu gibi spor’da da sürdürülebilir başarılar herkesin bildiği üzere önce alt yapıların oluşturulmasıyla mümkündür.

Tesisleşmesi tamamlanmamış, kentin demografik durumuna göre spor branşları belirlenmemiş, belediye-gençlik spor ve milli eğitim kurumları arasında birlikte çalışma durumu hayata geçirilememiş, yerel ve ulusal politikaya yön verenlerle entegrasyonun gerçekleşmemiş, sponsor iletişimleri uzun süreli anlaşmalarla inşa edilmemiş bir kentte; spora harcanan para, sokağa atılan paradır.

Bu konuda acilen daraltılmiş bir spor çalıştayına ihtiyacımız var. Başta Bodrum Belediyesi spor komisyonu ve spor yöneticileri, gençlik spor ve milli eğitim ilçe yöneticileri, Bodrum’un spor hikayesini vakıf olan ve farklı spor branşlarında uzmanlaşmış kişilerden oluşan yetkin bir ekiple, kentin spor politikası oluşturulmalı.

Bodrum gibi ilçelerin spor politikası öncelikle alt yapı başarıları üzerine inşa edilmeli.. Planlanan lokomotif branşlar üzerinden Bodrum özelinde alt yapı liglerini oluşturacak başarılı kulüpler desteklenmeli.. 5-10 Yıllık sürelerle anlaşma yapılan güçlü sponsorlar bulunmadan elit liglerde 1 lira bile harcanmamalı.. Kentin tüm yaş kategorilerini kapsayan sağlık için spor alternatifleri de yapılan planlamanın içinde yerini almalı..

Yazılarımda öne çıkardığım konular kütlesel olarak büyüdükçe detaylarını uzun uzun kaleme almak mümkün olmuyor maalesef..

Bu nedenledir ki, daraltılmiş bir spor çalıştayı sadece Bodrum’a değil kente anahtar olacak derinlikte biran önce gündeme alınıp,  gerçekleştirilmeli..

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

Bir Maçtan Fazlası: Bodrum’da Futbolun Vicdanı…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

Yazarlar

Bodrum’da oynanan Bodrumspor–Amedspor karşılaşması, skor tabelasının çok ötesinde bir anlam taşıdı.

Golsüz biten bir maçtan geriye; kırılan camlar, atılan taşlar, yaralanan insanlar ve sporun ruhuna yakışmayan bir dil kaldı. Futbol konuşmamız gereken bir günde, ne yazık ki şiddeti ve provokasyonu konuşur hâle geldik.
Bu kent, futbolu hep bir rekabet alanı olarak gördü; hiçbir zaman bir düşmanlık sahası olarak değil. Bodrum’un tribünleri, farklılıkların yan yana durabildiği ender alanlardandı.

Ancak bu maçta, tribün coşkusunun yerini öfke aldı; sporun birleştirici dili yerini ayrıştırıcı bir dile bıraktı. Kadınlara yönelik cinsiyetçi küfürler, barışçıl taraftarlara yönelik saldırılar ve yaşanan yaralanmalar asla kabul edilemez. Bu noktada artık “münferit” kelimesinin arkasına sığınamayız.
Özellikle altını çizmek gerekir ki; DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanları ve yöneticileri, maç öncesinde ve sonrasında Amedspor taraftarlarını sakinleştirmek, provokasyonları engellemek ve olayların büyümemesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Olayların olaysız ve barışçıl biçimde sona ermesi için ellerinden gelen tüm gayreti ortaya koyan bu kişiler, ne yazık ki bu tutumlarının karşılığında hedef hâline gelmiş, darp edilmiş ve şiddete maruz kalmıştır.
Bu çerçevede, DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanı Ersin Yaşar, polis müdahalesi sırasında aldığı darbeler sonucu ayağında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır. Aynı şekilde Amedspor taraftarları arasından da yaralananlar olmuştur. Olayları yatıştırmaya çalışanların zarar görmesi, yaşananların sıradan bir güvenlik sorunu değil, ciddi bir yönetim ve müdahale hatası olduğunu göstermektedir.
Yaşananları yalnızca bir maç günü gerilimi olarak görmek de eksik olur. Ülkede uzun süredir kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dil, spor alanlarına kadar sızmış durumdadır. Barıştan söz edilen bir dönemde, Kürt yurttaşları hedef alan nefret söyleminin tribünlerde ve sokakta karşılık bulması, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bodrum’da yaşananlar, bu kırılganlığın tehlikeli bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli başlık ise güvenliktir. Maç öncesi ve sonrası yaşananlar, açık bir organizasyon ve asayiş zafiyetini ortaya koymuştur. Olayların büyümemesi için çaba gösterenlerin hedef hâline gelmesi, yaralanmaların yaşanması ve barışçıl taraftarların korunamaması; “gerekli önlemler alındı” söylemini geçersiz kılmaktadır.

Spor alanlarında güvenliği sağlamak bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun nerede ve nasıl aksadığı mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
Bodrum’u birkaç provokatörün yarattığı görüntülerle tanımlayamayız. Kürt yurttaşlarımız, bu kentin sosyal ve ekonomik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır; Bodrum’un emeğidir, kültürel zenginliğidir. Onları hedef alan her ırkçı ve ayrımcı söylem, doğrudan Bodrum’un birlikte yaşama kültürüne yönelmiş bir tehdittir. Sporun arkasına saklanarak yapılan her provokasyon, yalnızca karşı tarafa değil, futbolun kendisine de zarar verir.
Futbol; rekabet ister ama düşmanlık istemez. Tribünler; coşku ister ama şiddet istemez. Bu nedenle kulüplerin dili, yöneticilerin tutumu ve güvenlik anlayışı yeniden düşünülmelidir. Cezasızlık algısı güçlendikçe, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz hâle gelir.
Bodrum, barışla anılmayı hak eden bir kenttir. Bu kentin adı ne şiddetle ne de nefretle yan yana gelmelidir. Bodrumspor–Amedspor maçında yaşananlar, sporun ve toplumsal barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kırılganlığı görmezden gelmek değil, sorumluluk alarak onarmak zorundayız.
Bu artık bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur:
Sporu yeniden insan onuruna, eşit yurttaşlığa ve barış içinde birlikte yaşama fikrine yakışır hâle getirmek.

Okumaya devam et

Yazarlar

Bodrumspor’un Kayıp Ruhu… Kimin Takımı Oldu Bu Kentin Gururu?

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber 1

Bir zamanlar mahalle aralarında yankılanan “Bodrumspor!” sesleri bugün yerini soğuk tribün koltuklarına, holding logolarına ve pahalı kombine fiyatlarına bıraktı. Oysa bu takım, Bodrum’un ruhuydu; esnafın, öğrencinin, balıkçının, öğretmenin ortak sevinciydi. Ama artık değil. Artık Bodrumspor, bir kentin takımı olmaktan çıkıp bir sermaye markasına dönüştü.

2019 yılında yapılan o tartışmalı devirden bu yana değişen sadece tabeladaki isim olmadı. “Bodrum FK” olduktan sonra takım, adeta bir holdinge evrildi. Tüzüğe aykırı biçimde, kentin ortak mirası sayılan kulüp yüzde 51’den fazla hissesiyle “üç kuruşa” el değiştirdi. Dönemin belediye başkanının açıklamaları hâlâ gazetelerde duruyor; ama bu uyarılar o gün duyulmadı. Bugün geldiğimiz noktada, Bodrum halkı artık tribünde değil, kenarda izleyici.

Kulübün borçlandırılması, yönetim kadrosunun belediyeyle işi olan kişilerden seçilmesi, futbolcu anlaşmalarında ve bilet fiyatlarında süregelen şaibeler… Bunların hepsi birikerek, Bodrumspor’u halkın elinden aldı. Artık bu takım, sahada kazandığı kadar değil, masada yapılan hesaplarla anılır oldu.

1. Lig’de elde edilen o görkemli başarı bile, bu kopuşu gizleyemedi. Süper Lig’de ise tablo daha da netleşti. Takım sahada var ama kent tribünde yoktu. Çünkü halk, kendini bu hikâyenin bir parçası olarak görmüyor artık. Şehrin ruhu, kulübün logosunda değil, geçmişte kaldı. Futbolun ruhu, paranın ve çıkar ilişkilerinin gölgesinde kayboldu.

Oysa Bodrumspor, bu kentin vicdanıydı. Esnafın kapısına “Bugün Bodrumspor maçı var, erken kapatıyoruz” yazdığı günlerin hatırasıydı. Şimdi ise bilet fiyatlarıyla, sponsorluk ihaleleriyle, stad inşaatındaki söylentilerle anılıyor. Ve belki de en acısı, Bodrumspor artık “bizim” diyemediğimiz bir kulüp oldu.

Bugün bazı dostlar, “Yakındır yeni Bodrumspor’u kurmamız” diyor. Bu cümle sadece bir öfkenin değil, aynı zamanda bir umudun ifadesidir. Çünkü bir kentin kimliği, satılamaz. Bir halkın emeği, devir edilemez. Bir takım, tabelada değil yürekte yaşar.

Belki bir gün, yeniden o ruhu kurarız.
Yeniden Bodrum’un çocukları tribünde yerini alır.
Ve o gün geldiğinde, futbol sadece bir oyun değil, halkın yeniden ayağa kalktığı bir umut olur.

Okumaya devam et

Yazarlar

Yeşil-Beyaz Renklerin Yanına Başka Bir Renk İstemiyorum…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber

Bu yazımda futbolun sahadaki ve tribünlerdeki coşkusunu değil, sporun üzerindeki siyaset gölgesini değerlendireceğim.

Bodrum Belediyesi’nde meclis üyesi olarak görev yapan üstelik Bodrum’da sevilen ve laik bir yaşam tarzıyla tanınan bir ismin “Bodrum, bu akşam sahada yeniden kenetleniyor” diyerek yaptığı paylaşımda, AK Parti logosu ve Türkiye Yüzyılı amblemini kullanması durumuna dikkat çekmek istiyorum.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Bodrum FK’nın adı, logosu ve yeşil-beyaz renkleri, bir sosyal medya paylaşımında siyasi parti sembolleri yan yana getirildi.

Oysa Bodrum FK hiçbir zaman bir partinin vitrini olmadı; Bodrum FK, bu kentin vicdanı, emeğin ve mücadelenin sahadaki karşılığı oldu.

Bodrum FK’nın tarihine baktığımızda, bu kulübün çatısı altında farklı dünya görüşlerinden gelen nice başkan, yönetici ve gönüllü yer aldı.

Solcu da vardı, sağcı da…

Ama herkesin ortak paydası Bodrum adı altında yaşanan spor sevgisiydi.

Bu kulüp, “bizim” ya da “onların” değil, hepimizin takımıydı.

Bodrum FK’nın başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun, o koltukta oturan kişi bir partiyi değil, Bodrum halkını temsil etti.

Bugün geldiğimiz noktada ise, ülkenin her alanına siyaseti bulaştıran AK Parti anlayışı, sporu da bu kirliliğin içine çekmekte kararlı görünüyor.

Oysa spor, siyasetin değil; birliğin, kardeşliğin ve adaletin alanıdır.

Bir belediye meclis üyesinin, kamu görevini yürütürken hem belediye kimliğiyle hem kulüp yöneticiliğiyle hem de parti logosuyla paylaşım yapmasını, etik değerler açısından bir hata olduğu düşüncesindeyim.

Bu tür görseller, “Bodrum FK bizim tarafımızda” algısı yaratır ki, bu hem Bodrum’a hem de spora zarar verir.

Bodrum FK’nın adı geçtiğinde akla önce “renklerin kardeşliği” gelir. Yeşil ve beyaz… Yaşamın, barışın, umudun renkleri…

Bu renklere başka bir renk karıştırmak, bu ruhu zedeler.

Bodrum’un özgürlükçü, demokrat ve laik kimliğini bilen herkes, bu kentte siyasetin futbola karışmasına tanıklık etmeyi reddeder.

Çünkü Bodrum, hiçbir zaman biat eden bir kent olmamıştır.

Toplumda karşılığı olan saygın siyasetçilerin, sportif paylaşımları yaparken siyasetin tuzağına düşmemesi değerlidir.

Kentin ortak değerleri her türlü siyasetin üzerindedir, korumak da hepimizin görevidir.

Bodrum FK’nın adı, hiçbir partinin logosunun altında değil; Bodrum halkının yüreğinde yaşamalıdır.

Bodrum FK’nın rengi de logosu da özerktir.

Bu renklerin yanına başka renkler ve logolar düşürülmesine izin vermemek, Bodrum’un ortak değerlerini koruma sorumluluğunun ta kendisidir.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar