Connect with us

Yazarlar

Bodrum FK’nın Süper Lig Baharı Bir Sezon Sürdü…

Yayınlandı

Tarih

abdulkadir sevindik sportre 1

Önceki gün itibarıyla Trendyol Süper Ligle vedalaştık..

Aylar önce Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Liginden 1.Lige düşen Bodrum Basketbol‘un ardından, Bodrum FK‘nın da Trendyol Süper Lig’den Kayserispor deplasmanında aldığı beraberlik sonrasında 1. Lige düşmesi kesinleşti.

Kazanarak Alanyaspor’un kaybetmesini beklemeyi hedefleyen Bodrum FK’da işler tersine gidince, puan farkı 5’e çıktı ve son hafta öncesi yapılacak bir şey kalmadı.

Bodrum FK’nın bir sezon süren süper lig baharı, bu hafta sonu sahasında oynayacağı Beşiktaş maçıyla sona erecek.

Öncelikle Bodrumspor A.Ş. yönetim kurulu üyelerine, Başkanı Fikret Öztürk nezdinde teşekkür edelim. Bodrumluya futbolda mücadele eden tüm elit takımları izletme fırsatını verdikleri için.. Yönetim kurulu üyeleri; paraları ve akıllarıyla Bodrum FK için ellerinden geleni yaptılar bence..

Bodrum Şehir Stadı ve Yalıçiftlik Tesisleri‘nde yapılan yenilemeler ve yatırımlar için de ayrı bir teşekkürü daha hak ediyor Bodrumspor A.Ş. yönetimi..

Madolyonun aydınlık yüzüne yaptığımız teşekkürün yanında, 2024-25 sezonunun karanlık yüzünü de bazı makro bakış açılarıyla değerlendirilim.

Karanlık derken yanlış bir anlam çıkmasın lütfen! Eleştirel anlamda kullandım bu ifadeyi..

*** 

Yaklaşık 15 yıldır iki yakası bir araya gelmeyen Bodrumspor’un futbol şubesi önce A.Ş. olmuş sonrada 25 Temmuz 2023 günü Ortakent Golf Kulüp’te yapılan bir basın toplantısında atılan imzalarla Fikret Öztürk yönetimine devredilmişti.

13 Yıl Bodrumspor’a başkanlık yapan Rıza Karakaya‘nın ekonomik olarak yönetemediği Bodrumspor A.Ş.’nin anahtarlarını teslim etmek zorunda kaldığı basın toplantısını hatırlayalım biraz.. Ne demişti o toplantıda Başkan Öztürk;

“Bodrumspor A.Ş. kendi kendine yeten hatta para kazandıran bir takım olacak. Dolayısıyla Bodrumspor A.Ş.’yi her türlü yatırımın içinde veya başlangıcında görmeye hazır olun. Yapılan ihale, yatırım, ortaklık ve girişim konularında Bodrumspor A.Ş.’yi yatırımcı bir firma gibi göreceksiniz. 5 Yıllık bir planlama dahilinde bu süreci hayata geçireceğiz.” 

Başkan Öztürk, yaptığı iddialı konuşmanın sonrasındaki sezon olan 2023-24 sezonunda da Bodrum FK’yı süper lige taşımayı bildi.

Bu başarı; Öztürk ailesinin ekonomik gücünden oluşan özgüvenin yanına, başarının verdiği özgüveni de ekledi tabii ki..

Diğer taraftan yaşanan özgüven patlaması, bazı fotoğraflara ve sözlere de yansıyınca aşağıdaki durumları da hasıl etti.

Mesela; 1.Lig Şampiyonluğunun sonrası Başkan Öztürk’ün oğlu Ali Şafak Öztürk‘ün; bir elinde şampiyonluk kupası diğer elinde viski bardağı ağzında da puroyla verdiği fotoğraf hem spor hem de kendi adına şansız bir görüntü oluşturmuştu..

Başkan Öztürk’ün yine Temmuz 2024 tarihinde yine Ortakent Golf Kulüpte yaptığı basın toplantısında “Kimse merak etmesin! Biz başarılı iş insanlarıyız. Elde ettiklerimiz sıfırdan gelerek elde edilen şeyler. Başarılarımız tesadüf değil. Süper Lig’de kalıcı olacağız.” sözlerinden oluşan iddialı konuşması..

Bitti mi bitmedi.. Yüksek özgüven, sezon içinde teknik kararlara da yansıdı. Bu da bazı ölümcül hataları beraberinde getirdi.

Başkan Öztürk, İsmet Taşdemir ile işler nispeten iyi giderken oğlunun gençlik arkadaşı Volkan Demirel’i takımın başına getirdi. Başkan Öztürk’ün Grey Beton Stadı basın toplantısı salonunda yapılan imza töreninde sarf ettiği sözleri hatırlayalım.

“Volkan kardeşim benim evladım gibi. Oğlumun da çok yakın arkadaşı. Sürekli görüştüğümüz bir dostumuz. Bu vesilesiyle aramıza hoş geldin diyoruz, Bodrum için hayırlı olacak diye düşünüyoruz. Kendisine ve ekibine başarılar diliyoruz”

3 Yıllığına Bodrum FK’nın başına getirilen Volkan Demirel’in ömrü 3 ay oldu. 11 Hafta takımın başında sahaya çıkan Demirel ayrıldığında; takıma yönettiği 33 puanlık maç serisinden ancak 6‘sını kazandırabilmişti.

İşte bu nedenledir ki Bodrum FK’nın Süper Lig‘den düşmesine neden olan kırılma noktası; Ali Şafak Öztürk‘ün gençlik arkadaşı Volkan Demirel’i takımın başına getirmesi talebine; tecrübeli ve işini tesadüflere bırakmayan Başkan Öztürk’ün uymasıdır.

Sürecinin ligden düşmeyle sonuçlanmasına neden olacak ikinci kırılma da, topu kale önüne başarıyla getirmeyi başaran Bodrum FK’nın, gölü yapacak yetkin bir santrafora sahip olamamasıdır.

Ligin ikinci yarısı boyunca işi bilen herkesin “bu takıma golcü lazım” diye yüksek perdeden yaptığı uyarılar dikkate alınmadı maalesef..

Sonuç bağıra bağıra geldi. Lafı çok eğip bükmeyeyim.. Bence bu masal burada bitti. Zaten bizim masalımız da değildi..

***

Son sözümde hazin sonla ilgili sosyal medyada yapılan paylaşımlar hakkında olsun.

Yapılan onca hata sonrasında Bodrumlunun ellerinin arasından kayan giden ve bir iş adamı grubunun sahibi olduğu Bodrumspor’la ilgili hamaset içeren paylaşımlar..

Eldeki kuşu tutamayanların daldaki kuşa yaptıkları methiyelerden bahsediyorum. Konuya dahli olmayan ve samimiyetle yazanları ayırt ederek söylüyorum.

“Zenginin parası züğürdün klavyesini yorar”

Bodrum FK’nın yakın geleceğiyle ilgili kulislerde dolaşan dedikoduların teyide muhtaç olan bölümlerinin olması nedeniyle de başka bir yazıya bırakıyorum.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

Bir Maçtan Fazlası: Bodrum’da Futbolun Vicdanı…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

Yazarlar

Bodrum’da oynanan Bodrumspor–Amedspor karşılaşması, skor tabelasının çok ötesinde bir anlam taşıdı.

Golsüz biten bir maçtan geriye; kırılan camlar, atılan taşlar, yaralanan insanlar ve sporun ruhuna yakışmayan bir dil kaldı. Futbol konuşmamız gereken bir günde, ne yazık ki şiddeti ve provokasyonu konuşur hâle geldik.
Bu kent, futbolu hep bir rekabet alanı olarak gördü; hiçbir zaman bir düşmanlık sahası olarak değil. Bodrum’un tribünleri, farklılıkların yan yana durabildiği ender alanlardandı.

Ancak bu maçta, tribün coşkusunun yerini öfke aldı; sporun birleştirici dili yerini ayrıştırıcı bir dile bıraktı. Kadınlara yönelik cinsiyetçi küfürler, barışçıl taraftarlara yönelik saldırılar ve yaşanan yaralanmalar asla kabul edilemez. Bu noktada artık “münferit” kelimesinin arkasına sığınamayız.
Özellikle altını çizmek gerekir ki; DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanları ve yöneticileri, maç öncesinde ve sonrasında Amedspor taraftarlarını sakinleştirmek, provokasyonları engellemek ve olayların büyümemesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Olayların olaysız ve barışçıl biçimde sona ermesi için ellerinden gelen tüm gayreti ortaya koyan bu kişiler, ne yazık ki bu tutumlarının karşılığında hedef hâline gelmiş, darp edilmiş ve şiddete maruz kalmıştır.
Bu çerçevede, DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanı Ersin Yaşar, polis müdahalesi sırasında aldığı darbeler sonucu ayağında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır. Aynı şekilde Amedspor taraftarları arasından da yaralananlar olmuştur. Olayları yatıştırmaya çalışanların zarar görmesi, yaşananların sıradan bir güvenlik sorunu değil, ciddi bir yönetim ve müdahale hatası olduğunu göstermektedir.
Yaşananları yalnızca bir maç günü gerilimi olarak görmek de eksik olur. Ülkede uzun süredir kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dil, spor alanlarına kadar sızmış durumdadır. Barıştan söz edilen bir dönemde, Kürt yurttaşları hedef alan nefret söyleminin tribünlerde ve sokakta karşılık bulması, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bodrum’da yaşananlar, bu kırılganlığın tehlikeli bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli başlık ise güvenliktir. Maç öncesi ve sonrası yaşananlar, açık bir organizasyon ve asayiş zafiyetini ortaya koymuştur. Olayların büyümemesi için çaba gösterenlerin hedef hâline gelmesi, yaralanmaların yaşanması ve barışçıl taraftarların korunamaması; “gerekli önlemler alındı” söylemini geçersiz kılmaktadır.

Spor alanlarında güvenliği sağlamak bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun nerede ve nasıl aksadığı mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
Bodrum’u birkaç provokatörün yarattığı görüntülerle tanımlayamayız. Kürt yurttaşlarımız, bu kentin sosyal ve ekonomik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır; Bodrum’un emeğidir, kültürel zenginliğidir. Onları hedef alan her ırkçı ve ayrımcı söylem, doğrudan Bodrum’un birlikte yaşama kültürüne yönelmiş bir tehdittir. Sporun arkasına saklanarak yapılan her provokasyon, yalnızca karşı tarafa değil, futbolun kendisine de zarar verir.
Futbol; rekabet ister ama düşmanlık istemez. Tribünler; coşku ister ama şiddet istemez. Bu nedenle kulüplerin dili, yöneticilerin tutumu ve güvenlik anlayışı yeniden düşünülmelidir. Cezasızlık algısı güçlendikçe, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz hâle gelir.
Bodrum, barışla anılmayı hak eden bir kenttir. Bu kentin adı ne şiddetle ne de nefretle yan yana gelmelidir. Bodrumspor–Amedspor maçında yaşananlar, sporun ve toplumsal barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kırılganlığı görmezden gelmek değil, sorumluluk alarak onarmak zorundayız.
Bu artık bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur:
Sporu yeniden insan onuruna, eşit yurttaşlığa ve barış içinde birlikte yaşama fikrine yakışır hâle getirmek.

Okumaya devam et

Yazarlar

Bodrumspor’un Kayıp Ruhu… Kimin Takımı Oldu Bu Kentin Gururu?

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber 1

Bir zamanlar mahalle aralarında yankılanan “Bodrumspor!” sesleri bugün yerini soğuk tribün koltuklarına, holding logolarına ve pahalı kombine fiyatlarına bıraktı. Oysa bu takım, Bodrum’un ruhuydu; esnafın, öğrencinin, balıkçının, öğretmenin ortak sevinciydi. Ama artık değil. Artık Bodrumspor, bir kentin takımı olmaktan çıkıp bir sermaye markasına dönüştü.

2019 yılında yapılan o tartışmalı devirden bu yana değişen sadece tabeladaki isim olmadı. “Bodrum FK” olduktan sonra takım, adeta bir holdinge evrildi. Tüzüğe aykırı biçimde, kentin ortak mirası sayılan kulüp yüzde 51’den fazla hissesiyle “üç kuruşa” el değiştirdi. Dönemin belediye başkanının açıklamaları hâlâ gazetelerde duruyor; ama bu uyarılar o gün duyulmadı. Bugün geldiğimiz noktada, Bodrum halkı artık tribünde değil, kenarda izleyici.

Kulübün borçlandırılması, yönetim kadrosunun belediyeyle işi olan kişilerden seçilmesi, futbolcu anlaşmalarında ve bilet fiyatlarında süregelen şaibeler… Bunların hepsi birikerek, Bodrumspor’u halkın elinden aldı. Artık bu takım, sahada kazandığı kadar değil, masada yapılan hesaplarla anılır oldu.

1. Lig’de elde edilen o görkemli başarı bile, bu kopuşu gizleyemedi. Süper Lig’de ise tablo daha da netleşti. Takım sahada var ama kent tribünde yoktu. Çünkü halk, kendini bu hikâyenin bir parçası olarak görmüyor artık. Şehrin ruhu, kulübün logosunda değil, geçmişte kaldı. Futbolun ruhu, paranın ve çıkar ilişkilerinin gölgesinde kayboldu.

Oysa Bodrumspor, bu kentin vicdanıydı. Esnafın kapısına “Bugün Bodrumspor maçı var, erken kapatıyoruz” yazdığı günlerin hatırasıydı. Şimdi ise bilet fiyatlarıyla, sponsorluk ihaleleriyle, stad inşaatındaki söylentilerle anılıyor. Ve belki de en acısı, Bodrumspor artık “bizim” diyemediğimiz bir kulüp oldu.

Bugün bazı dostlar, “Yakındır yeni Bodrumspor’u kurmamız” diyor. Bu cümle sadece bir öfkenin değil, aynı zamanda bir umudun ifadesidir. Çünkü bir kentin kimliği, satılamaz. Bir halkın emeği, devir edilemez. Bir takım, tabelada değil yürekte yaşar.

Belki bir gün, yeniden o ruhu kurarız.
Yeniden Bodrum’un çocukları tribünde yerini alır.
Ve o gün geldiğinde, futbol sadece bir oyun değil, halkın yeniden ayağa kalktığı bir umut olur.

Okumaya devam et

Yazarlar

Yeşil-Beyaz Renklerin Yanına Başka Bir Renk İstemiyorum…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber

Bu yazımda futbolun sahadaki ve tribünlerdeki coşkusunu değil, sporun üzerindeki siyaset gölgesini değerlendireceğim.

Bodrum Belediyesi’nde meclis üyesi olarak görev yapan üstelik Bodrum’da sevilen ve laik bir yaşam tarzıyla tanınan bir ismin “Bodrum, bu akşam sahada yeniden kenetleniyor” diyerek yaptığı paylaşımda, AK Parti logosu ve Türkiye Yüzyılı amblemini kullanması durumuna dikkat çekmek istiyorum.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Bodrum FK’nın adı, logosu ve yeşil-beyaz renkleri, bir sosyal medya paylaşımında siyasi parti sembolleri yan yana getirildi.

Oysa Bodrum FK hiçbir zaman bir partinin vitrini olmadı; Bodrum FK, bu kentin vicdanı, emeğin ve mücadelenin sahadaki karşılığı oldu.

Bodrum FK’nın tarihine baktığımızda, bu kulübün çatısı altında farklı dünya görüşlerinden gelen nice başkan, yönetici ve gönüllü yer aldı.

Solcu da vardı, sağcı da…

Ama herkesin ortak paydası Bodrum adı altında yaşanan spor sevgisiydi.

Bu kulüp, “bizim” ya da “onların” değil, hepimizin takımıydı.

Bodrum FK’nın başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun, o koltukta oturan kişi bir partiyi değil, Bodrum halkını temsil etti.

Bugün geldiğimiz noktada ise, ülkenin her alanına siyaseti bulaştıran AK Parti anlayışı, sporu da bu kirliliğin içine çekmekte kararlı görünüyor.

Oysa spor, siyasetin değil; birliğin, kardeşliğin ve adaletin alanıdır.

Bir belediye meclis üyesinin, kamu görevini yürütürken hem belediye kimliğiyle hem kulüp yöneticiliğiyle hem de parti logosuyla paylaşım yapmasını, etik değerler açısından bir hata olduğu düşüncesindeyim.

Bu tür görseller, “Bodrum FK bizim tarafımızda” algısı yaratır ki, bu hem Bodrum’a hem de spora zarar verir.

Bodrum FK’nın adı geçtiğinde akla önce “renklerin kardeşliği” gelir. Yeşil ve beyaz… Yaşamın, barışın, umudun renkleri…

Bu renklere başka bir renk karıştırmak, bu ruhu zedeler.

Bodrum’un özgürlükçü, demokrat ve laik kimliğini bilen herkes, bu kentte siyasetin futbola karışmasına tanıklık etmeyi reddeder.

Çünkü Bodrum, hiçbir zaman biat eden bir kent olmamıştır.

Toplumda karşılığı olan saygın siyasetçilerin, sportif paylaşımları yaparken siyasetin tuzağına düşmemesi değerlidir.

Kentin ortak değerleri her türlü siyasetin üzerindedir, korumak da hepimizin görevidir.

Bodrum FK’nın adı, hiçbir partinin logosunun altında değil; Bodrum halkının yüreğinde yaşamalıdır.

Bodrum FK’nın rengi de logosu da özerktir.

Bu renklerin yanına başka renkler ve logolar düşürülmesine izin vermemek, Bodrum’un ortak değerlerini koruma sorumluluğunun ta kendisidir.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar