Bodrum FK’nın sezon başı sorunları ve planları içinde; ekonomik sıkıntılar, dağılan tecrübeli kadro, yeniden kurulması gereken bir takım ve tesisleşme vardı.
Başkan Taner Ankara ve yönetimi, bu koşullar içerisinde gençleşmeyi ve tesisleşmeyi merkeze alan 3 yıllık bir yol haritası ortaya koydu. Genç oyuncular kazanılacak, gelişimleri sağlanacak ve kulübün geleceğini taşıyacak bir yapı oluşturulacaktı.
20 Temmuz’da “Aranan Kan Bodrum FK’da Bulundu!” başlıklı yazımda bu yaklaşımı desteklediğimi ifade etmiştim. Desteğimin gerekçesi, Bodrum’un ihtiyaç duyduğu spor politikasının ve planlamanın bir kulüp özelinde de olsa karşılık bulabileceğine ilişkin beklentimdi.
Ancak kâğıt üzerindeki projenin uygulaması kolay değildi ve kolay olmadı da!
Lige yapılan kötü başlangıç ve kaybedilen puanlar, önce yönetimi tartışmanın merkezine taşıdı. Ardından eleştiri okları Burhan Eşer’e ve futbolculara yöneldi. Gençleşme hamlesinin bir gelecek yatırımı mı, yoksa ekonomik zorunluluğun üzerini örten bir söylem mi olduğu sorgulanmaya başlandı.
Futbolun sabrı azdır. Hele tribünde beklenti varsa, geleceğe ilişkin cümlelerin ömrünü çoğu zaman hafta sonu alınan sonuç belirler.
Yeni bir takımın birbirini tanıması, genç oyuncunun sorumluluk alması ve hocanın sahadaki dengeyi kurması zaman ister.
Ama geldiğimiz noktada şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz: Aşı tuttu!
Genç oyuncuların yanına eklenen tecrübe, sahada karşılığını vermeye başladı. İkisi deplasmanda olmak üzere son üç karşılaşmanın kazanılması, yalnızca puan cetvelini değiştirmedi; takımın kendisine duyduğu güven sorununu da halletti.
Elbette üç galibiyetle bütün sorunların çözüldüğünü söyleyemeyiz. Ancak kötü sonuçlar üzerinden projenin başarısızlığına hükmedenlerin, bu toparlanmanın hakkını da teslim etmesi gerekir.
Taner Ankara ve yönetiminin, Burhan Eşer ve ekibinin, sahada sorumluluk alan futbolcuların emeğini görmeliyiz.
Başkan Ankara’nın Bodrum’dan beklenen ekonomik desteği bulamadığı yönündeki eleştirileri de ortada. Bilet, reklam ve sponsorluk gelirlerinin yetersizliğine dikkat çekerek kentin iş dünyasını sorumluluk almaya çağırmıştı. Bizde hak vermiş ve desteklemiştik.
Sonrasında; Bodrum FK yönetiminin sermaye artışı konusunda kullandığı tasarruf bu konuyu bir daha konuşulmayacak şekilde çözdü maşallah.
Nasıl mı? Yaptığı sermaye artışlarıyla Bodrum Belediyesi’nin payını %1’in altına düşürerek.
Kullanılan tesislerin bila bedel olmasının hatırı olmasa da Bodrum’un hatırı bu konuda olmalıydı. düşüncemi de buraya bırakıyorum.
Neyse diyerek konumuza dönelim..
Takımdaki toparlanma ve toplanan puanlar; taraftarla olan ilişkiyi onarmak için iyi bir fırsat!
***
Şimdi başka bir fırsatı kalıcı bir kazanıma dönüşebileceği yere gelelim…
Tesis yapılmalı ve Bodrum’da kalmalı!
Gençleştirme hamlesinin devamı olan tesisleşme konusundan bahsedelim birazda..
Genç oyuncu yetiştirme hedefi, iyi bir antrenör ve antrenman saatleriyle sınırlı kalamaz.
Takımı gençleştirme operasyonuna katkı sağlayacak en önemli ayağı tesisleşme durumunu da beraberinde getirir. Genç futbolcunun her sabah mükemmel bir tesisin içine uyanması takımı tercih etmesinin en önemli nedenlerinden biridir.
Başkan Ankara’nın tesisleşme ısrarını bu nedenle çok önemsiyorum. Sahadaki yapılanmada gösterilen performansın, doğru bir iş birliğiyle tesisleşmede de sonuç verebileceğini düşünüyorum.
Ancak burada baştan cevaplanması gereken bir soru var:
Yapılacak tesis kimin olacak?
Bodrum FK, bugün bu kentin adını ve renklerini taşıyan bir sermaye şirketi. Şirketin ortakları ve yönetiminde zaman içerisinde değişebileceği gerçeği de hep gözümüzün önünde..
Nitekim Başkan Ankara da belirli koşullarda devir seçeneğini değerlendirmeye açık olduklarını kamuoyuna açıkladı.
O halde kamunun sağlayacağı arazi, kaynak ve kurumsal destekle ortaya çıkacak bir yatırımın geleceğini, bir sermaye şirketinin tasarrufuna bırakılacak bir durum olamaz.
Benim önerim açık: Kamusal katkıyla kurulacak tesislerin, Bodrum Belediyesi bünyesinde kalacağı ve kentin sporuna hizmet edeceği bir model oluşturulmalı.
Bodrum FK’nın bu tesislerden bila bedel şekilde yararlanacağı yapılan devir sözleşmesinde açık ve net. Mülkiyet, kullanım ve işletme sorumlulukları daha ilk adımda nasıl olacağı kamuoyuna anlatılmalı.
Devletin tahsis edeceği arazi/araziler üzerinde yapılacak tesislerin Bodrum Belediyesi bünyesinde hayat geçmesi sağlanmalı.
Bodrum FK’nın yarın olası bir el değiştirmesi durumunda, Bodrum’un katkısıyla oluşturulacak olan tesis, şirketin envanterinde ekonomik değerlerinden biri haline gelmemeli..
Bodrumlu, takımına destek verirken kendi çocuklarının spor geleceğine de yatırım yapıldığını bilmeli!
Bu yaklaşımın Bodrum FK’nın önünü açacağına inanıyorum. Tesisin kentte kalacağına güvenen kurumların, iş insanlarının ve hayırsever vatandaşların konuya katkı sunması da daha kolay olacaktır.
Böylelikle Başkan Ankara’nın genç oyuncular yetiştirme hedefiyle, Bodrum’un kalıcı spor tesisi ihtiyacı aynı zeminde buluşabilir. Bodrum FK profesyonel organizasyonu ve teknik birikimiyle tesisleşmeye katkı verir; Bodrum Belediyesi’de bu kazanımın kent adına korunmasında sorumluluk üstlenir.
Sahadaki aşı tuttu.
Şimdi o ağacın kök salacağı toprağı doğru seçelim.
Kökü Bodrum’da kalsın ki meyvesini her zaman bu kent toplasın…
Sporla kalın…