Connect with us

Yazarlar

Görün Yarattığınız Tabloyu Goca Bodrumlular…

Yayınlandı

Tarih

abdulkadir sevindi bodrum spor tv

Bodrum FK’nın şampiyonluk kutlamaları ve zafer sarhoşluğu üzerinden bir hafta geçti.

Geçen sürenin zafer sarhoşluğunun sona ermesi için yeterli olduğu düşüncesiyle ve konu sıcakken geçen haftaki yazımın devamını getireyim dedim..

Öncelikle şu hatırlatmayı yapıp, Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim. Çünkü dikkat çekeceğim konular başarıyı gölgelemek için değil asla..

4 Yıl önce; Bodrum Belediyesi Bodrumspor’un, ödenemeyen borçları nedeniyle yaptığı olağanüstü kongreyle aldığı şirketleşme kararı sonrasında, kulübün borçlarını ödeyerek hisselerini satın alan iş insanı Fikret Öztürk’ün büyük krizi nasıl çözdüğünü unutmadım, unutmadık..

Neden mi? O Yıl 89. yaşını kutlayan Bodrumspor’un, önce rezil sonrada çöp olmasına engel olduğu için..

Ayrıca şunu da not düşelim!

Servetlerinin yanında tabiri caizse, değeri üç-beş kuruş olan hisseleri almayan “Goca Bodrumluları” unutmadığımız gibi..

Unutulmaması gereken başka bir konu da Bodrumspor’un yaşayacağı olası rezilliğin, Bodrum’da yapılan ticaretten kazanılan paralarla temizlendiği gerçeği..

Sonuçta; yapılan doğru işler ve başarılar takdiri ne kadar hak ediyorsa, yanlışlar ve başarısızlıklar da eleştiriyi o kadar hak ediyor.

***

Konuya girişimizi Adana’daki final maçı sonrasından yapalım.. Öztürk’ün kullandığı cümleleri de maç sonrası zafer sarhoşluğuna vererek hatırlayalım. Ne demişti benim efsane başkanım..

“Biz bu takımı 4 sene önce satın aldık. Aldığımız zaman 2. ligde borçlu bir takımdı. Önce borcunu ödedik ve normal borçsuz bir takım haline getirdik. Sonra kısa bir sürede Bodrum gibi bir yerden süper lige takım çıkardık.” diyordu.

Çok zafer konuşması dinledim ama böylesini az şahit oldum..

Sağından bakıyorum, solundan bakıyorum ne diyeceğimi bilemiyorum, şaşkınım bu üstenci ifadeler karşısında ..

Başkan Öztürk konuşmasında “bu takım” ifadesiyle sanki bir maldan bahsediyor. “Bodrum gibi bir yerden” derken de sanki Türkiye’nin göze çarpmayan, unutulmuş bir yerinden bahsediyor.

Öncelikle bu takımın bir ruhunun var olduğunu ve bu ruhun Bodrum Stadının maraton tribününde yaşadığını hatırlatmak isterim.

Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun her maçın ve her anın 12. adamı Asi Tayfa ve Bodrumlu sporseverler bu takımın ruhudur.

Asi Tayfa’nın sporu yaşama ve değerlendirme kriterleri, ne iş insanlarınınkine benzer nede Goca Bodrumlularınkine..

Daha da açıkçası maddi ve manevi karlılık hesabı yapmaz bu gönül insanları..

Bu insanların yaşadıkları sevinç duygusundan başka karları, duydukları üzüntüden başka zararları yoktur.

O yüzdendir ki konuşulan şey, borcu ödenerek alınan bir mal değil, ruhu olan yaşayan bir organizasyondur..

Gelelim “Bodrum gibi bir yerden” sözüne.. Bu vurgunun bir dil sürçmesi olduğuna inanmak istiyorum. Sanıyorum “Bodrum olması gerektiği yere ulaştı” demek istedi efsane başkan..

***

Şampiyonluğun kutlama akşamına gelince..

Bodrumspor’un Gümbet Tesisleri’den yola çıkan şampiyonluk otobüsünün üzerinde ki manzara dikkat çekiciydi.

Kulübün medya personeli ve takım oyuncularının yanı sıra teknik sorumlu İsmet Taşdemir’in olduğu otobüsün üzerinde ne Başkan Fikret Öztürk, nede yönetim kurulu üyeleri yoktu.

Yaklaşık 1,5 saat süren şampiyonluk turunda; otobüsün üzerinde Bodrum FK bayrağını sallayan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci dikkatlerden kaçmadı.

Bu ilginç durumu gerekli gören birimi, kişiyi merak ettim doğrusu.. Karar başkanın tasarrufu olsa da, kulübün başkanının olmadığı otobüsün üzerinde Bodrum Belediye Başkanı da olmamalıydı.

Yazılı olmayan protokol kurallarının da var olduğunu unutmamak gerekir diyor, şeytanın gizli olduğu ayrıntılara girmiyorum.

Neyse..

Gece de yaşanan ve sınırları aşan coşkunun arasına sıkışın birkaç duruma daha dikkat çekmek istiyorum.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Bodrum FK yöneticilerine coşkuyla yaptığı güzellemeler, abartılı ve şaşırtıcıydı

Sanki Bodrum FK’yı şampiyon yapanlar; su sorunumuzu çözüp, yanında arıtmaları halledip, üzerinde birde katı atık geri dönüşüm fabrikası kurup Bodrum Belediyesi’ne hediye etmişlerdi.

Bodrum’un hatta Türkiye’nin sayılı zenginleri için düzenlenen töreni izlemeye gelen Bodrumluya “bu insanlara sahip çıkacağız söz mü?” diye sorarak söz verdirten halkçı başkan, yeni bir haliyle hafızalarda yerini aldı.

Bir ara Başkan Aras‘ın Fikret Öztürk için “üçlü” tezahüratı çektirip, Beşiktaş’ın ünlü amigosu Tatava Cengiz‘e selam göndereceğini düşünmedim dersem yalan olur.

Ne diyeyim görün yaratığınız tabloyu “Goca Bodrumlular”..

Ama ayıbın en büyüğü Asi Tayfa‘ya yapıldı. Teknik ekibi, yönetim kurulu üyelerinin sunumunu yaparken adeta kendinden geçen sunucunun aklına, Bodrum FK’nın gerçek sahipleri gelmedi.

Gecenin maddi manevi hamisi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın aklına geldi mi? Tabii ki hayır. Siyasetin en büyük hastalığı kendine odaklı bakış açısı olduğundandır deyip onu da geçelim..

Peki zor olan her maçtan sonra, atlanan her turdan sonra tribünlere koşan fotoğraflar veren Bodrum FK Başkanı Fikret Öztürk, yönetim kurulu üyeleri ile futbolcuları nasıl hoş görelim ?

Göremeyiz… Çünkü onlar takımı satanlar değil, alanlar..

Yarım ağızla bile olsa, kimse Asi Tayfa‘nın hakkını vermedi.. Stat Müdürü Suat Akay dahil herkes sahneye çağrıldı. Gecesi gündüzü Asi Tayfa ile geçen Akay’ın da aklına gelmeyen hatırlatma kimin aklına gelsin..

*** 

Zengin insan psikolojisinin doğasında var, paranın her şey olduğu ve parayla her şeyin satın alınabileceği. Ama bazı durumlar öyle değildir..

Bırakın zengin olmayı sıradan insanların katlanabileceği meşakkat değildir, koyu taraftarlık..

Süper ligde görüyoruz parayla yaratılan milyarlık takımların oynadığı boş tribünleri.. Ezcümle; kulüpler hikayeleriyle, taraftarlarıyla kıymetlidir, değerdir..

Satıp savanlar unuttu.. Ama siz unutmayacaksınız Sayın Öztürk..

Kulüp alırsın, borcunu ödersin, süper lige de çıkarırsın.. Ama tribünlerin bedeli para değildir. Gönüldür, emektir..

Zengin olan, efsane olan başkanların başını eğerek vedalaştığı nice hikayelerle dolu spor tarihi..

***

Farklı açılardan yapılan bu değerlendirmelerde yazar ne demek istemiş olabilir? sorusunun cevabı da şudur;

Bodrum’un değerleri üzerinde tasarruf kullanan zenginleri ve siyasileri, Bodrumspor’a sahip çıkmaları gerektiği anda ortaya koydukları sorumsuz ve mirasyedi halleriyle, artık bir iş insanına ait olan Bodrum FK’ya gösterdikleri hassasiyeti anlamak mümkün değil..

Bodrumpor özelinde gerçekleşen bu durumun, Bodrum’un sahip olduğu diğer değerlerde vücut bulmaması için, kentin hikayesine not düşme ihtiyacı hissettim.

Yazımın genelinde işlediğim güncel olaylar konunun sonuçları arasında bazı yaşanmışlıkları kapsıyor. Sebepleri arasındaki Kocadon ailesini hatırlatmaya gerek yok sanırım..

Son söz: Bodrum’un değerleri hepimizin..

*** 

Önemli not:

Bayramdan sonra B.B.Bodrumspor kongresinin yapılacağı söylentisi ortada dolaşıyor. Kulübün resmi sitesini yazımı yayınladığım anda kontrol ettim. Yapılan bir paylaşım yok.

Katılımcı, şeffaf ve kucaklayıcı bir kongre olabilmesi için kulübün resmi sitesinden, özellikle mali verilerin paylaşılması konusuna azami özenin gösterilmesini bekliyorum.

Gri kalmış, yapılması ve bilgilendirmesi unutulmuş yeni konularla karşılaşmamak için..

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Futbol

Başkan Taner Ankara’nın Bodrum’la Buluşması Nelere Gebe?

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

abdulkadir sevindik arena haber

25 Temmuz 2023 Tarihinde Ortakent Golf Kulüpte; Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Bodrumspor A.Ş.’nin Başkanı Rıza Karakaya ve Fikret Öztürk’ün birlikte yaptığı basın toplantısından bu güne 2 yıl 9 ay geçti.

Ne olmuştu o günleri bir hatırlayalım..

Dönemin Başkanı Rıza Karakaya “artık sade bir taraftarım” ifadesiyle birlikte 92 Yıllık armadanın bayrağını İş İnsanı Fikret Öztürk’e teslim etmişti.

Böylelikle; Kasım 2019 Tarihinde Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras marifetiyle başlayan şirketleşme süreci Bodrumspor A.Ş.’nin kurulmasıyla devam etmiş, sonrasında, Bodrumspor‘un, Bodrum FK’ya dönüşmesiyle süreç sonlanmıştı.

Başka bir deyişle Bodrumspor’da futbol şubesi özelleşmişti.

Bu hızlı değişimle Bodrum’un spor kamuoyunun başı dönerken, diğer taraftan da süper lig hayalleri görülmeye başlanmıştı.

İş İnsanı Fikret Öztürk’ün OPET’le iş dünyasındaki hızlı yükselişinin benzerini Bodrumspor’da da hayata geçirebilir mi acaba değerlendirmeleri yapılırken, kendimizi 2023-24 sezonu sonunda Süper Lig’de bulduk.

Zafer sarhoşluğumuz ve keyfimiz çabuk sona erdi. Keyifle kapattığımız gözümüzü açtığımızda yeniden 1. Ligdeydik.

Geçen bu 2 yıl 9 aylık süreçte; Fikret Öztürk’ün başkanlığı 1 Yıl 11 ay, sonrasında Aşkın Demir’in başkanlığı da yaklaşık 6 Ay sürmüştü. Demir, yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle gerçekleşen yeniden yapılanmayla Bodrumspor A.Ş.’nin yönetimini, 13 Ocak 2026 tarihinde Taner Ankara’ya teslim etmişti.

Peki kronolojik süreci niye hatırlattım!

Bodrum kamuoyu; geçen bu süreçte ben yaptım oldu diyen ve kasabayla bütünleşemeyen üstenci bir Fikret Öztürk dönemi yaşarken, sonrasında Bodrum FK’yı Bodrum’un dinamikleriyle buluşturan, basınla etkileşen ve kısa süren bir Aşkın Demir dönemi yaşadı.

Şimdilerdeyse bambaşka bir süreç yaşıyor.

***

Bambaşka bir süreç diye ifade ettiğim yeni dönemin başrolünde Yeşilçam ağzıyla ifade etmek gerekirse “esas oğlanı” Taner Ankara..

Yeni başkanın birkaç ay gibi kısa bir sürede; takımla, basınla, Bodrum ve Muğla kamuoyuyla olan etkileşimi bizde bir sarhoşluk yaratmasa da, bir baş dönmesine sebep oldu dersem yerinde olur.

Ocak ayı itibarıyla başladığı görevinde gösterdiği performansı; genel olarak sosyal medya üzerinden, bazen de kurduğum bireysel iletişimlerle yakından takip etmeye çalışıyorum.

Karşımızda iletişim kurma konusunda; açık sözü, şeffaflığı ve samimi ilişkiyi tercih eden bir başkan var. Yıllardır yazdığım yazılarım da ve yaptığım televizyon programlarım da “spor araç değil amaç olmalı”, “toplum adına yapılmalı” ve bir “politikası olmalı” söylemlerinin Bodrumspor A.Ş. ve Bodrum FK özelinde vücut bulacağı inancı oluştu bende..

Beklentimiz; kasabanın gerçeklerine göre sporun lokomotifi olan futbolu doğru yöneten ve rol model olabilecek bir yönetim anlayışını benimseyen, Bodrum’un kamu ve özel sektörünün spora aktardığı kaynakların tüm spor branşları için olduğunu unutmayan, Bodrum’a kalıcı eserler kazandıran bir planlama anlayışını barındıran bir başkan..

Birde yapılan haklı-haksız eleştirinin muhatabını dinç ve formda tutacağı gerçeği var. Onu da buraya not düşmek isterim.

***

Başkan Ankara ile Bodrum Basını geçtiğimiz Cuma günü bir araya geldi. Toplantı saatinde buluşma noktasına geldiğimizde gördüğüm şey beni oldukça şaşırttı.

Basın toplantısının yapılacağı salonda büyük bir kalabalık ile birlikte Başkan Taner Ankara ve Gençlik Spor Bodrum İlçe Müdürü Oktay Dumruk toplantı yapıyordu.

20’ye Yakın amatör futbol kulübü başkanları, yöneticiler ve Asi Tayfa taraftar lideri Doğan Yıldırım..

İçeride ne konuşuldu bilmiyorum ama çıkanların yüzlerindeki memnuniyet çok netti.

Dönelim basın toplantısına..

Bizden görsel kayıt almamamızı rica eden Başkan Ankara, kısa notlar alabilirsiniz diyerek, basın mensuplarının sorularına samimiyetle cevap verdi. Herkese dokundu..

Yürüttüğü iletişimle önce basın mensuplarının ezberini bozan başkan Ankara, sonrasında da Bodrum’un spor kamuoyunun ezberini bozacak sanırım.

Kayıt dışı olan detaylara dokunmadan basın toplantısı notları içinde şunları söylemek mümkün;

Bodrum FK’nın kısa vadede süper lig hedefi yok. Öncelikli yatayda seyir ve tesisleşme hedefi var. Alt yapılarda pilot takım belirleme dahil, tüm kulüplerle dayanışma ayrı bir hedef..

Ankara’nın en önemli hedefi de stadın koltuklarıyla küskün taraftarı buluşturmak. Kasabanın gençlerini önce seyirci sonrasında da taraftar yapma planı, anladığım kadarıyla kafasını en çok meşgul eden düşünce bu..

Her zaman söylediğim gibi, takımlar taraftarlarıyla değerlidir.

Neden mi? Cevabı Bodrumspor’un tribün lideri sevgili Doğan Yıldırım’ın bir paylaşımından..

“Yıllardır Bodrumspor’umuzla bir yerlere gelebilmenin değil, Bodrumspor’umuzu bir yerlere getirebilmenin mücadelesini verdik!”

Yazımın başlığı da son cümlenin içinden olsun!

Bodrum FK Başkanı Taner Ankara’yı heyecanla yakından takip edeceğiz. Bodrum’la buluşmasının nelere gebe olduğunun cevabını da birlikte arayacağız?

Sporla kalın..

Okumaya devam et

Yazarlar

Bir Daha Deneyelim!

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

levent bulut sportre yazar

Süper Lige çıkma yolunda 2025-26 sezonunun sonuna yaklaştığımız, şampiyonluk yarışının kızıştığı play-off sıralamasının belirleneceği ve ligden düşme potasında hangi takımların ligde veda edeceğinin belli olacağı bu son virajda, yarış iyice heyecanlı bir hal almış durumda..

Son yılların en heyecanlı 1.Lig sezonu yaşanırken kentimizin gururu Bodrum FK‘da bu yarışın tam ortasında ve yeniden Süper Lige çıkıp, yarım kalan hikayesine Süper Ligde devam edebilmek için amansız bir mücadele içerisinde..

Öncelikle yıl içerisinde yaşanan başkan değişimleri yönetim içindeki görev değişiklikleri ile bir kaç oyuncumuzun bahis soruşturması kapsamında ceza alması, kalecimiz Diego ve Gökdeniz gibi takım için çok önemli oyuncuların yaşadığı uzun süren sakatlık problemleri, takım kaptanımız Fredy, Musa ve Dimitrov gibi çok değerli oyuncuların ara transfer döneminde takımdan ayrılmaları ve en önemlisi teknik sorumlumuz Burhan Eşer hocamızın 6 ay gibi uzun bir süre ceza alıp takımımızın başında sahada olamaması gibi yaşadığımız ciddi olumsuzlukların başında geliyor.

Tüm bunlara rağmen futbol çevrelerinin artık play-off sıralamasında da tutunamaz hatta ligden düşebilir gibi söylemlerin ortada dolaştığı bir süreç yaşanırken görevi devralan Başkan Taner Ankara ile Teknik Sorumlumuz Burhan Eşer bu zorlu süreçten yıllardır mottomuz olan Asla vazgeçme söylemine uygun bir refleks içinde çıkmayı ve şehri yeniden bu yarışın içerisinde tutmayı başardılar.

Burada takımın başında Burhan Hoca yokken kenarda müthiş bir performans ortaya koyan Sefer Yılmaz, Adem Koçak ve Murat Öztürk gibi hocalarımızla birlikte masöründen tercümanına kadar tüm yardımcı teknik ekip çalışanlarının özel bir teşekkürü hak ettiklerini düşünüyorum..

En önemli gözlemlerimden biride takım içinde oluşturulmuş olan aile ortamı. Bunu Iğdır FK deplasmanında birebir gözlemleme fırsatı buldum. Havaalanında takım ekipmanları uçağa götürürlerken takım kaptanı Ali Ertemur’un bizzat malzemeleri taşıması her oyuncunun bir çantaya malzemeye el atması bu takımın gerçekten bir aile olduğunun en önemli belirtisiydi.

Bu saatten sonra artık aile olmuş inanmış bu futbolcu grubu ve ekibe sahip çıkmak, destek olmak bu zorlu süreçte onları yalnız bırakmamak, tüm Bodrum halkının görevi olmalıdır.

Kentimizin ve takımımızın lokomotifi olan Asi Tayfa taraftar grubu, uzak yakın demeden yağmur çamur kar demeden bunu zaten büyük bir özveriyle yapıyor. Bunun dışında Bodrum’da yaşayan burada ticaret yapan burada ekmek yiyen kim varsa, tüm tuşlara basmalı ve yarışın bu son döneminde takımın yanında olmalı..

Şampiyonluk kupası şehre geldiğinde zafer kazanıldığında değil lütfen “savaşın” içindeyken takımımızın yanında olalım diyerek yazıma son verirken, sizden isteğim “bir daha deneyelim!” olsun diyorum.

Okumaya devam et

Yazarlar

Bir Maçtan Fazlası: Bodrum’da Futbolun Vicdanı…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

Yazarlar

Bodrum’da oynanan Bodrumspor–Amedspor karşılaşması, skor tabelasının çok ötesinde bir anlam taşıdı.

Golsüz biten bir maçtan geriye; kırılan camlar, atılan taşlar, yaralanan insanlar ve sporun ruhuna yakışmayan bir dil kaldı. Futbol konuşmamız gereken bir günde, ne yazık ki şiddeti ve provokasyonu konuşur hâle geldik.
Bu kent, futbolu hep bir rekabet alanı olarak gördü; hiçbir zaman bir düşmanlık sahası olarak değil. Bodrum’un tribünleri, farklılıkların yan yana durabildiği ender alanlardandı.

Ancak bu maçta, tribün coşkusunun yerini öfke aldı; sporun birleştirici dili yerini ayrıştırıcı bir dile bıraktı. Kadınlara yönelik cinsiyetçi küfürler, barışçıl taraftarlara yönelik saldırılar ve yaşanan yaralanmalar asla kabul edilemez. Bu noktada artık “münferit” kelimesinin arkasına sığınamayız.
Özellikle altını çizmek gerekir ki; DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanları ve yöneticileri, maç öncesinde ve sonrasında Amedspor taraftarlarını sakinleştirmek, provokasyonları engellemek ve olayların büyümemesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Olayların olaysız ve barışçıl biçimde sona ermesi için ellerinden gelen tüm gayreti ortaya koyan bu kişiler, ne yazık ki bu tutumlarının karşılığında hedef hâline gelmiş, darp edilmiş ve şiddete maruz kalmıştır.
Bu çerçevede, DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanı Ersin Yaşar, polis müdahalesi sırasında aldığı darbeler sonucu ayağında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır. Aynı şekilde Amedspor taraftarları arasından da yaralananlar olmuştur. Olayları yatıştırmaya çalışanların zarar görmesi, yaşananların sıradan bir güvenlik sorunu değil, ciddi bir yönetim ve müdahale hatası olduğunu göstermektedir.
Yaşananları yalnızca bir maç günü gerilimi olarak görmek de eksik olur. Ülkede uzun süredir kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dil, spor alanlarına kadar sızmış durumdadır. Barıştan söz edilen bir dönemde, Kürt yurttaşları hedef alan nefret söyleminin tribünlerde ve sokakta karşılık bulması, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bodrum’da yaşananlar, bu kırılganlığın tehlikeli bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli başlık ise güvenliktir. Maç öncesi ve sonrası yaşananlar, açık bir organizasyon ve asayiş zafiyetini ortaya koymuştur. Olayların büyümemesi için çaba gösterenlerin hedef hâline gelmesi, yaralanmaların yaşanması ve barışçıl taraftarların korunamaması; “gerekli önlemler alındı” söylemini geçersiz kılmaktadır.

Spor alanlarında güvenliği sağlamak bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun nerede ve nasıl aksadığı mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
Bodrum’u birkaç provokatörün yarattığı görüntülerle tanımlayamayız. Kürt yurttaşlarımız, bu kentin sosyal ve ekonomik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır; Bodrum’un emeğidir, kültürel zenginliğidir. Onları hedef alan her ırkçı ve ayrımcı söylem, doğrudan Bodrum’un birlikte yaşama kültürüne yönelmiş bir tehdittir. Sporun arkasına saklanarak yapılan her provokasyon, yalnızca karşı tarafa değil, futbolun kendisine de zarar verir.
Futbol; rekabet ister ama düşmanlık istemez. Tribünler; coşku ister ama şiddet istemez. Bu nedenle kulüplerin dili, yöneticilerin tutumu ve güvenlik anlayışı yeniden düşünülmelidir. Cezasızlık algısı güçlendikçe, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz hâle gelir.
Bodrum, barışla anılmayı hak eden bir kenttir. Bu kentin adı ne şiddetle ne de nefretle yan yana gelmelidir. Bodrumspor–Amedspor maçında yaşananlar, sporun ve toplumsal barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kırılganlığı görmezden gelmek değil, sorumluluk alarak onarmak zorundayız.
Bu artık bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur:
Sporu yeniden insan onuruna, eşit yurttaşlığa ve barış içinde birlikte yaşama fikrine yakışır hâle getirmek.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar