Connect with us

Yazarlar

Bodrum FK’nın Süper Lig Macerası: Stadyum Hazırlıkları ve Avantajlar…

Yayınlandı

Tarih

duran ozturk bodrum spor tv yazar

Bodrum FK’nın, Süper Lig’e katılma sürecinde mevcut stadyumunu futbol federasyonunun belirlediği kriterlere uygun hale getirmek için büyük bir kararlılıkla çalışıyor.

Stadyumun incelenip eksiklerin raporlanmasının ardından, Bodrum FK yönetimi bu eksiklikleri gidermek üzere yoğun bir çalışma başlattı. Hedef, Süper Lig’in ilk haftası olan 9-12 Ağustos 2024 tarihine kadar stadyumu hazır hale getirmek.

İlk maçın deplasmanda olması durumunda stadyumun tam anlamıyla yetişeceği belirtiliyor; aksi takdirde en kötü ihtimalle bir maç seyircisiz oynanacak.

Stadyum Kapasiteleri…

– Toplam kapasite: 4200 kişi

– Basın için ayrılan kontenjan: 200 kişi

– Konuk takım seyircisi için ayrılan kontenjan: 250 kişi

– Bodrum FK taraftarlarına ayrılan kontenjan: 3750 kişi

– Basın: 90 kişi

– Protokol: 100 kişi

– Misafir: 230 kişi

Locaların fiyatları 3 milyon ile 5 milyon TL arasında değişirken, kombine bilet fiyatları ise henüz belirlenmemiştir.

Mevcut Stadyumun Avantajları…

Konuk Seyircisinin Azlığı
Konuk takım seyircisi için ayrılan kontenjanın sınırlı olması, Bodrum FK taraftarlarının stadyumda baskın olmasını sağlayacak. Bu durum, ev sahibi takımın motivasyonunu artıracak ve maçlarda avantaj sağlayacaktır.

Kendi Sahasında Oynama Avantajı
Süper Lig’e ilk kez katılan ve bu ligde tecrübesiz olan Bodrum FK için kendi sahasında oynamak büyük bir avantajdır. Kendi taraftarlarının desteğiyle takımın motivasyonu zirveye ulaşacak.

Butik Stadyumun Getirdiği Zorluklar
Büyük statlarda oynamaya alışmış olan büyük takımlar, Bodrum FK’nın küçük ve butik stadyumunda zorlanabilirler. Bu durum Bodrum FK için stratejik bir avantaj sağlayabilir ve beklenmedik galibiyetler getirebilir.

Sonuç…

Mevcut stadyumda oynama kararı, Bodrum FK için birçok avantajı beraberinde getiriyor. Konuk takımın seyirci kontenjanının azlığı, takımın kendi sahasında oynaması ve büyük takımların butik stadyumda zorlanma ihtimali, Bodrum FK’nın Süper Lig’deki ilk sezonunda başarılı olma şansını artırıyor. Bodrum FK’nın bu süreçte gösterdiği kararlılık ve yoğun çalışma, taraftarlarına umut verici bir sezon vaat ediyor.

Bodrum FK’nın Süper Lig’deki macerası, sadece bir spor olayı değil, aynı zamanda Bodrum halkının ve taraftarlarının birlikte yazacağı bir başarı hikayesidir. Bu hikayenin her anı, Bodrum’un eşsiz güzellikleri ve takımın azmiyle örülü olacak. Bodrum FK, Süper Lig’de adını duyuracak ve taraftarlarına unutulmaz anlar yaşatacak.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

Bir Maçtan Fazlası: Bodrum’da Futbolun Vicdanı…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

Yazarlar

Bodrum’da oynanan Bodrumspor–Amedspor karşılaşması, skor tabelasının çok ötesinde bir anlam taşıdı.

Golsüz biten bir maçtan geriye; kırılan camlar, atılan taşlar, yaralanan insanlar ve sporun ruhuna yakışmayan bir dil kaldı. Futbol konuşmamız gereken bir günde, ne yazık ki şiddeti ve provokasyonu konuşur hâle geldik.
Bu kent, futbolu hep bir rekabet alanı olarak gördü; hiçbir zaman bir düşmanlık sahası olarak değil. Bodrum’un tribünleri, farklılıkların yan yana durabildiği ender alanlardandı.

Ancak bu maçta, tribün coşkusunun yerini öfke aldı; sporun birleştirici dili yerini ayrıştırıcı bir dile bıraktı. Kadınlara yönelik cinsiyetçi küfürler, barışçıl taraftarlara yönelik saldırılar ve yaşanan yaralanmalar asla kabul edilemez. Bu noktada artık “münferit” kelimesinin arkasına sığınamayız.
Özellikle altını çizmek gerekir ki; DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanları ve yöneticileri, maç öncesinde ve sonrasında Amedspor taraftarlarını sakinleştirmek, provokasyonları engellemek ve olayların büyümemesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Olayların olaysız ve barışçıl biçimde sona ermesi için ellerinden gelen tüm gayreti ortaya koyan bu kişiler, ne yazık ki bu tutumlarının karşılığında hedef hâline gelmiş, darp edilmiş ve şiddete maruz kalmıştır.
Bu çerçevede, DEM Parti Bodrum İlçe Eş Başkanı Ersin Yaşar, polis müdahalesi sırasında aldığı darbeler sonucu ayağında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır. Aynı şekilde Amedspor taraftarları arasından da yaralananlar olmuştur. Olayları yatıştırmaya çalışanların zarar görmesi, yaşananların sıradan bir güvenlik sorunu değil, ciddi bir yönetim ve müdahale hatası olduğunu göstermektedir.
Yaşananları yalnızca bir maç günü gerilimi olarak görmek de eksik olur. Ülkede uzun süredir kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dil, spor alanlarına kadar sızmış durumdadır. Barıştan söz edilen bir dönemde, Kürt yurttaşları hedef alan nefret söyleminin tribünlerde ve sokakta karşılık bulması, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bodrum’da yaşananlar, bu kırılganlığın tehlikeli bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli başlık ise güvenliktir. Maç öncesi ve sonrası yaşananlar, açık bir organizasyon ve asayiş zafiyetini ortaya koymuştur. Olayların büyümemesi için çaba gösterenlerin hedef hâline gelmesi, yaralanmaların yaşanması ve barışçıl taraftarların korunamaması; “gerekli önlemler alındı” söylemini geçersiz kılmaktadır.

Spor alanlarında güvenliği sağlamak bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun nerede ve nasıl aksadığı mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
Bodrum’u birkaç provokatörün yarattığı görüntülerle tanımlayamayız. Kürt yurttaşlarımız, bu kentin sosyal ve ekonomik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır; Bodrum’un emeğidir, kültürel zenginliğidir. Onları hedef alan her ırkçı ve ayrımcı söylem, doğrudan Bodrum’un birlikte yaşama kültürüne yönelmiş bir tehdittir. Sporun arkasına saklanarak yapılan her provokasyon, yalnızca karşı tarafa değil, futbolun kendisine de zarar verir.
Futbol; rekabet ister ama düşmanlık istemez. Tribünler; coşku ister ama şiddet istemez. Bu nedenle kulüplerin dili, yöneticilerin tutumu ve güvenlik anlayışı yeniden düşünülmelidir. Cezasızlık algısı güçlendikçe, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz hâle gelir.
Bodrum, barışla anılmayı hak eden bir kenttir. Bu kentin adı ne şiddetle ne de nefretle yan yana gelmelidir. Bodrumspor–Amedspor maçında yaşananlar, sporun ve toplumsal barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kırılganlığı görmezden gelmek değil, sorumluluk alarak onarmak zorundayız.
Bu artık bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur:
Sporu yeniden insan onuruna, eşit yurttaşlığa ve barış içinde birlikte yaşama fikrine yakışır hâle getirmek.

Okumaya devam et

Yazarlar

Bodrumspor’un Kayıp Ruhu… Kimin Takımı Oldu Bu Kentin Gururu?

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber 1

Bir zamanlar mahalle aralarında yankılanan “Bodrumspor!” sesleri bugün yerini soğuk tribün koltuklarına, holding logolarına ve pahalı kombine fiyatlarına bıraktı. Oysa bu takım, Bodrum’un ruhuydu; esnafın, öğrencinin, balıkçının, öğretmenin ortak sevinciydi. Ama artık değil. Artık Bodrumspor, bir kentin takımı olmaktan çıkıp bir sermaye markasına dönüştü.

2019 yılında yapılan o tartışmalı devirden bu yana değişen sadece tabeladaki isim olmadı. “Bodrum FK” olduktan sonra takım, adeta bir holdinge evrildi. Tüzüğe aykırı biçimde, kentin ortak mirası sayılan kulüp yüzde 51’den fazla hissesiyle “üç kuruşa” el değiştirdi. Dönemin belediye başkanının açıklamaları hâlâ gazetelerde duruyor; ama bu uyarılar o gün duyulmadı. Bugün geldiğimiz noktada, Bodrum halkı artık tribünde değil, kenarda izleyici.

Kulübün borçlandırılması, yönetim kadrosunun belediyeyle işi olan kişilerden seçilmesi, futbolcu anlaşmalarında ve bilet fiyatlarında süregelen şaibeler… Bunların hepsi birikerek, Bodrumspor’u halkın elinden aldı. Artık bu takım, sahada kazandığı kadar değil, masada yapılan hesaplarla anılır oldu.

1. Lig’de elde edilen o görkemli başarı bile, bu kopuşu gizleyemedi. Süper Lig’de ise tablo daha da netleşti. Takım sahada var ama kent tribünde yoktu. Çünkü halk, kendini bu hikâyenin bir parçası olarak görmüyor artık. Şehrin ruhu, kulübün logosunda değil, geçmişte kaldı. Futbolun ruhu, paranın ve çıkar ilişkilerinin gölgesinde kayboldu.

Oysa Bodrumspor, bu kentin vicdanıydı. Esnafın kapısına “Bugün Bodrumspor maçı var, erken kapatıyoruz” yazdığı günlerin hatırasıydı. Şimdi ise bilet fiyatlarıyla, sponsorluk ihaleleriyle, stad inşaatındaki söylentilerle anılıyor. Ve belki de en acısı, Bodrumspor artık “bizim” diyemediğimiz bir kulüp oldu.

Bugün bazı dostlar, “Yakındır yeni Bodrumspor’u kurmamız” diyor. Bu cümle sadece bir öfkenin değil, aynı zamanda bir umudun ifadesidir. Çünkü bir kentin kimliği, satılamaz. Bir halkın emeği, devir edilemez. Bir takım, tabelada değil yürekte yaşar.

Belki bir gün, yeniden o ruhu kurarız.
Yeniden Bodrum’un çocukları tribünde yerini alır.
Ve o gün geldiğinde, futbol sadece bir oyun değil, halkın yeniden ayağa kalktığı bir umut olur.

Okumaya devam et

Yazarlar

Yeşil-Beyaz Renklerin Yanına Başka Bir Renk İstemiyorum…

Yayınlandı

Tarih

Yayınlayan

duran ozturk arena haber

Bu yazımda futbolun sahadaki ve tribünlerdeki coşkusunu değil, sporun üzerindeki siyaset gölgesini değerlendireceğim.

Bodrum Belediyesi’nde meclis üyesi olarak görev yapan üstelik Bodrum’da sevilen ve laik bir yaşam tarzıyla tanınan bir ismin “Bodrum, bu akşam sahada yeniden kenetleniyor” diyerek yaptığı paylaşımda, AK Parti logosu ve Türkiye Yüzyılı amblemini kullanması durumuna dikkat çekmek istiyorum.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Bodrum FK’nın adı, logosu ve yeşil-beyaz renkleri, bir sosyal medya paylaşımında siyasi parti sembolleri yan yana getirildi.

Oysa Bodrum FK hiçbir zaman bir partinin vitrini olmadı; Bodrum FK, bu kentin vicdanı, emeğin ve mücadelenin sahadaki karşılığı oldu.

Bodrum FK’nın tarihine baktığımızda, bu kulübün çatısı altında farklı dünya görüşlerinden gelen nice başkan, yönetici ve gönüllü yer aldı.

Solcu da vardı, sağcı da…

Ama herkesin ortak paydası Bodrum adı altında yaşanan spor sevgisiydi.

Bu kulüp, “bizim” ya da “onların” değil, hepimizin takımıydı.

Bodrum FK’nın başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun, o koltukta oturan kişi bir partiyi değil, Bodrum halkını temsil etti.

Bugün geldiğimiz noktada ise, ülkenin her alanına siyaseti bulaştıran AK Parti anlayışı, sporu da bu kirliliğin içine çekmekte kararlı görünüyor.

Oysa spor, siyasetin değil; birliğin, kardeşliğin ve adaletin alanıdır.

Bir belediye meclis üyesinin, kamu görevini yürütürken hem belediye kimliğiyle hem kulüp yöneticiliğiyle hem de parti logosuyla paylaşım yapmasını, etik değerler açısından bir hata olduğu düşüncesindeyim.

Bu tür görseller, “Bodrum FK bizim tarafımızda” algısı yaratır ki, bu hem Bodrum’a hem de spora zarar verir.

Bodrum FK’nın adı geçtiğinde akla önce “renklerin kardeşliği” gelir. Yeşil ve beyaz… Yaşamın, barışın, umudun renkleri…

Bu renklere başka bir renk karıştırmak, bu ruhu zedeler.

Bodrum’un özgürlükçü, demokrat ve laik kimliğini bilen herkes, bu kentte siyasetin futbola karışmasına tanıklık etmeyi reddeder.

Çünkü Bodrum, hiçbir zaman biat eden bir kent olmamıştır.

Toplumda karşılığı olan saygın siyasetçilerin, sportif paylaşımları yaparken siyasetin tuzağına düşmemesi değerlidir.

Kentin ortak değerleri her türlü siyasetin üzerindedir, korumak da hepimizin görevidir.

Bodrum FK’nın adı, hiçbir partinin logosunun altında değil; Bodrum halkının yüreğinde yaşamalıdır.

Bodrum FK’nın rengi de logosu da özerktir.

Bu renklerin yanına başka renkler ve logolar düşürülmesine izin vermemek, Bodrum’un ortak değerlerini koruma sorumluluğunun ta kendisidir.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar